Sahabe‘nin Fazilet Konusu


Selma r.anha’dan rivâyet edilmiştir, dedi ki: 

Ümmü Selma’nın yanına girdim ağlıyordu. Neden ağlıyorsun diye sordum. Şöyle dedi: Rasulullah s.a.v.’i rüyada gördüm saçı ve sakalı topraklı idi. Sana ne oldu Ey Allah’ın Rasulü dedim? Buyurdu ki: “Az önce Hüseyin’in öldürülüşüne şahid oldum.”

Tirmizi, Menakıb: 31 Hn: 3771; Tirmizî rivâyet etmiştir.  Tirmizî: Bu hadis garibtir.

دَخَلْتُ عَلَى أُمِّ سَلَمَةَ وَهِيَ تَبْكِي، فَقُلْتُ: مَا يُبْكِيكِ؟ قَالَتْ: رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ تَعْنِي فِي الْمَنَامِ، وَعَلَى رَأْسِهِ وَلِحْيَتِهِ التُّرَابُ، فَقُلْتُ: مَا لَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: " شَهِدْتُ قَتْلَ الْحُسَيْنِ آنِفًا

Hadis Sayfası
 Aişe r.anh dedi ki: :

Hekes Peygamber s.a.v’e gönderecekleri hediyeler için, Rasulullah s.a.v.’in onun yanında olacağı günü kollamakta idi. Bu yüzden ortaklarım kumalarım Ümmü Seleme’nin yanında toplandılar ve: “Ey Ümmü Seleme! Herkes hediyeleri için Âişe’nin gününü gözetlemektedirler. Âişe’nin işlediği gibi bizde hayır işlemekteyiz. Peygamber s.a.v’e söyle hangi hanımının yanında olursa olsun kendisine hediye gönderebileceklerini emretsin” dediler. Ümmü Seleme bunu açıkladı fakat Rasulullah s.a.v., buna iltifat etmedi. Sonra Rasulullah s.a.v.’in nöbet sırası Ümmü Seleme’ye geldiğinde aynı sözü yine tekrarladı ve: “Ey Allah’ın Rasulü! Ortaklarım  Kumalarım herkesin hediyeleri için Âişe’nin gününü gözlediklerini söylediler, Müslümanlara emret nerede olursan hediyelerini oraya göndersinler… ” Üçüncü nöbeti gelince Ümmü Seleme yine aynı şeyleri Rasulullah s.a.v.’e söyledi. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v. şöyle buyurdu: “Ey Ümmü Seleme! Âişe hakkında beni üzme! Gerçek şu ki Âişe’den başka siz hanımlarımdan herhangi birinizin yanında iken bana vahiy inmemiştir.”

Tirmizi, Menakıb: 63 Hn: 3879; Buhârî, Hibe: 27; Müslim, Fedail: 17 Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bazıları bu hadisi Hammad b. Zeyd’den, Hişâm b. Urve’den ve babasından rivâyet etmişlerdir. Hişâm b. Urve de bu hadisi, Avf b. Hâris’den, Rümeyse’den ve Ümmü Seleme’den buradakinin az bir kısmı olarak rivâyet etmiştir. Bu hadis Hişâm b. Urve’den muhtelif şekillerde rivâyet edilen bir hadistir. Süleyman b. Bilâl’da, Hişâm b. Urve’den, babasından, Âişe’den, Hammad b. Zeyd’in hadisine benzer şekilde bu hadisi bize aktarmıştır.

كَانَ النَّاسُ يَتَحَرَّوْنَ بِهَدَايَاهُمْ يَوْمَ عَائِشَةَ، قَالَتْ: فَاجْتَمَعَ صَوَاحِبَاتِي إِلَى أُمِّ سَلَمَةَ، فَقُلْنَ: يَا أُمَّ سَلَمَةَ إِنَّ النَّاسَ يَتَحَرَّوْنَ بِهَدَايَاهُمْ يَوْمَ عَائِشَةَ، وَإِنَّا نُرِيدُ الْخَيْرَ كَمَا تُرِيدُ عَائِشَةُ فَقُولِي لِرَسُولِ اللَّهِ يَأْمُرِ النَّاسَ يُهْدُونَ إِلَيْهِ أَيْنَمَا كَانَ، فَذَكَرَتْ ذَلِكَ أُمُّ سَلَمَةَ، فَأَعْرَضَ عَنْهَا ثُمَّ عَادَ إِلَيْهَا، فَأَعَادَتِ الْكَلَامَ، فَقَالَتْ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ صَوَاحِبَاتِي قَدْ ذَكَرْنَ أَنَّ النَّاسَ يَتَحَرَّوْنَ بِهَدَايَاهُمْ يَوْمَ عَائِشَةَ، فَأْمُرِ النَّاسَ يُهْدُونَ أَيْنَمَا كُنْتَ، فَلَمَّا كَانَتِ الثَّالِثَةُ قَالَتْ ذَلِكَ، قَالَ: " يَا أُمَّ سَلَمَةَ لَا تُؤْذِينِي فِي عَائِشَةَ، فَإِنَّهُ مَا أُنْزِلَ عَلَيَّ الْوَحْيُ وَأَنَا فِي لِحَافِ امْرَأَةٍ مِنْكُنَّ غَيْرِهَا

Hadis Sayfası
CAbir b. Abdillah, Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurduğunu nakleder:

"Size sabah bir tabak, akşam başka bir tabak yemek gelseydi haliniz nasıl olurdu?" Sahabe: "Ya Resülallah! O zaman hayır üzere olurduk" deyince Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Bilakis; siz bu gün hayır üzeresiniz" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 17 Hn 17747 Ebu Ya'la rivayet etti. Ravilerden tanımadıklarım vardır.Ebu Ya'la (2043) rivayet etti. Ravilerden, el-C'ızi, Mu'emmel ve Abdullah el-ömeri zayıftır. Rabi'a b. Ata meçhuldür.

Hadis Sayfası
Zâzan anlatıyor:

insanlar bir gün Hz. Ali'nin yanında iken onun mutlu olduğunu gördüler. Ona: "Ey Emirü'l-mü'minin! Bize arkadaşlarından bahsetsen" dediler. Hz. Ali: "Hangi arkadaşlarımdan?" dedi. Onlar: Resulullah (salMlahualeyhivesellem)'in ashabından" dediler. Hz. Ali: "Resulullah'm bütün sahabeleri arkadaşlarımdır. Siz hangisini istiyorsunuz?" diye sordu. Onlar: "Senin kendilerine ikram ettiğin, hayır dua ile andığın kimseler" dediler. Hz. Ali: "Hangisi?" diye sordu. Onlar: "Abdullah b. Mes'ud" dediler. Hz. Ali: "O, Resulullah (saUallahu aleyhi veseüem)'in sünnetini bildi ve Kur'an'ı okudu. Bu, ilim olarak yeter" dedi. Konuşmasını bu İfadeyle bitirdi. "Bu, ilim olarak yeter" ifadesiyle neyi kastettiğini anlamadılar. Bu söz, Abdullah'a ilim olarak bu yeter şeklinde mi, yoksa Kur'an ilim olarak ona yeter> şeklinde mi anlayacaklarını kestiremediler. Bunun üzerine: "Peki Huzeyfe?" diye sordular. Hz. Ali: "Ona münafıkların ismi öğretildi -veya öğrendi-. Eğer ona zor meseleleri sorarsanız, o bunları anlar ve size cevabını verebilir" dedi. Peki: "Ebu Zer?" diye sordular. Hz. Ali: "İlimle dolu bir kaptır. O, dinine ve İlmine karşı hırslı ve istekli idi. Çok soru sorar, kimi sorularına cevap verilir, kimilerine de verilmezdi. Ancak kabı doluncaya kadar o hep öğrendi" dedi. Oradakiler: "Peki Selman?" dediler. Hz. Ali: "O bizdendir ve Ehl-i beyt'tendir. Sizden kim Lokman Hekim gibi eskilerin ilmini bilir ve sizden kim sonrakilerin ilmine ulaşabilir? Kim ilk kitabı ve son kitabı okuyabilir? O, bitmeyen bir deniz gibiydi" dedi. Oradakiler: "Peki Ammar b. Yasir'i nasıl bilirsin?" dediler. Hz. Ali: "O, Allah'ın imanını etine, kanma, kemiklerine, kıllarına ve cildine işlediği bir kimsedir. Bir an bile haktan ayrılmaz. Hak nerede kaybolursa o da oradan kaybolur. Ateşin ondan bir şey yemesi yakışmaz" dedi. Oradakiler: "Ey Emirü'l-mü'minin! Biraz da kendinden bize bahset" dediler. Hz. Ali: "Durun! Allah, kişinin kendini arındırmasını ve tezkiye etmesini yasaklamıştır" dedi. Bunun üzerine biri kalkıp: "Ya Emirü'l-mü'minin! Allah Teala şöyle buyuruyor: "Rabbinin sana verdiği nimeti anlat [273] dedi. Bunun üzerine Ali: "Size rabbimin bana verdiği nimeti anlatayım; ben soru sorduğum zaman cevabı verilirdi, sustuğum zaman benimle söze başlanırdı ve benim azalarımın arası tıka basa bütün ilimlerle doldurulmuştur" dedi.

İbn Hacer, Metalibul Aliye Cilt 4 Hn: 4022. Duhâ sur. 11 (Ahmed b. Menî1)

Hadis Sayfası
Abdullah b. Ömer der ki:

Hz. Ömer sabah namazında yaralanınca sahabelerden bir şura oluşturdu. Bu arada kızı Hafsa yanma girdi ve: "Ey babacığım! insanlar bu altı kişilik şuraya razı değiller" dedi. Bunun üzerine Ömer: "Beni oturtun!" dedi ve devam etti: "Acaba Ali b. Ebi Talib hakkında ne diyorlar? ResuluUah (saMahu aleyhi vesdlem) onun hakkında şöyle buyurdu: "Ey Ali! Senin elin benim elimdedir. Kıyamet günü girdiğim yere sen de gireceksin" buyurdu. Acaba insanlar Osman b. Affan hakkında ne diyorlar? ResuluUah (saMahu aleyhi vesellem) onun hakkında şöyle buyurmuştur: "Osman Öldüğü gün gökteki melekler de onun cenaze namazını kılarlar." Ben: "Ya Resulallah! Bu durum Osman'a mı has, yoksa bütün insanlar İçin mi?" dedim. Resulullah: "Bu Osman'a hastır" buyurdu. Acaba Talha b. Ubeydullah hakkında ne diyorlar? Bir gece Resulullah (saMahu aleyhi veseEem)'in devesinin semeri düşmüş ve: "Kim semerimi düzeltirse o benimle cennette beraberdir" demişti. Bunun üzerine Talha hemen atılarak Allah'ın Resulü'nün bineğinin semerini düzeltmiş ve o da binmişti. Resulullah (sallallahu aleyhi veseilem) ona: "Ey Talha! Cebrail sana selam söylüyor ve şöyle diyor: Kıyamet günü seni korkulardan kurtanncaya kadar yanındayım diyor." dedi. Acaba insanlar Zübeyr b. el-Avvam hakkında ne diyorlar? O Zübeyr ki Resulullah (saMahu aleyhi vesellem) uyuduğunda başucunda oturdu ve uyamncaya kadar onun yüzünü korudu. Resulullah (saMahu aleyhi vesellem) kalktığında: "Ey Ebu Abdullah! Daha bekliyor musun?" dedi. Zübeyr: "Annem babam sana feda olsun ya Resulallah, evet!" dedi. Resulullah "İşte Cebrail sana selam söylüyor ve şöyle diyor: Kıyamet günü cehennemin alevlerini senin yüzünden savıncaya kadar seninle beraberim> " dedi. Acaba insanlar Sa'd b. Ebi Vakkas hakkında ne diyorlar ki Resulullah (saMkhu aleyhi vesdiem) Bedir günü on dört defa okunu ona vermiş ve: "At ey Sa'd, at ey Sa'd! Anam babam sana feda olsun" demişti. Acaba insanlar Abdurrahman b. Avf hakkında ne diyebilirler ki? Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Fatıma'nın evindeyken Hasan ve Hüseyin açlıktan ağlıyor ve kıvranıyordu. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Bize kim bir şey getirir?" dediğinde Abdurrahman b. Avf çıkıp bir kap un-buğday ve hurmadan yapılmış yemekle arasına katı yağ konmuş iki ekmek getirmişti. O zaman Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ona şöyle demişti: "Dünya İşinde yardımcı olarak Allah sana yeter. Ahireite ise ben sana kefilim. "

İbn Hacer, Metalibul Aliye Cilt 4 Hn: 4024. (Muâz b. el-Müsennâ, Ziyâdâtu Müsnedi Müsedded'de)

Hadis Sayfası
Ebû Cafer Muhammed b. Ali, babası kanalıyla dedesinden rivayet ediyor:

Cebrail (aleyhisselam), ResuluUah (sallallahu aleyhi veseilem)'in yanına gelip: "Ey Muhammed! Allah senin ashabından üç kişiyi seviyor, sen de onları sev! Onlar, Ali, Ebu Zer ve Mikdad'dır" dedi. Sonra Cebrail yine geldi ve: "Ey Muhammed! Cennet senin ashabından üç kişiye özlem duyuyor" dedi. O sırada Enes b. Malik de Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in yanındaydı. Enes, onların Ensar'dan olmasını umuyordu. Resulullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) sormak istedi, ancak bundan çekindi. Dışarı çıkınca Ebu Bekir'le karşılaştı ve: "Ey Ebu Bekir! Ben, Resulullah (saflallabu aleyhi vesellem)'in yanında iken Cebrail geldi ve ona: Cennet, ashabından üç kişiye özlem duyuyor dedi. Onların Ensar'dan olmalarını umuyordum; ancak Resulullah'tan çekindiğim için ona soramadım. Sen içeri girip sorabilir misin?" dedi. Ebu Bekir: "Ben bunu Resulullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) sorup onların arasında olmamaktan korkuyorum. O zaman kavmim beni diline dolar" dedi. Sonra Enes, Hz. Ömer'le karşılaştı. Ona da Hz. Ebu Bekir'e söylediğini söyledi. Ömer de Ebu Bekir'in söylediğinin aynısını söyledi. Sonra Hz. Ali'yle karşılaştı. Hz. Ali, Enes'in teklifini kabul ederek: "Tamam" dedi. "Eğer ben de o kimseler arasmdaysam Allah'a hamd ederim; eğer onların arasında değilsem bunda bir sakınca ve zarar yok" diye ekledi. Hz. Ali içeri girdi ve: "Ya Resulallah! Az önce Enes yanında olduğunu belirterek Cebrail'in yanma geldiğini ve Cennetin ashabından üç kişiye özlem duyuyor dediğini haber verdi. Onlar kimlerdir ya Resulallah?" diye sordu. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Sen de o üç kişinin içindesin ey Ali! Biri Ammar b. Yasir'dir. Ammar seninle birlikte bulunacak ve onun üstünlüğü belli, hayrı da büyük olacaktır. Selmatı ise bizden olup ehl-i beyttendir. O iyi nasihat eden, samimi biridir. Onu kendine  "buyurdu.

İbn Hacer, Metalibul Aliye Cilt 5 Hn: 4025. Bu hadisi Ebû Ya'lâ ve Bezzâr rivayet etmiştir. Bûsîrî, Sa'd b. Tarif el-îskâf'ın zayıflığı sebebiyle isnadım zayıf görmüştür. (III, 54) Ben derim ki: Sa'd, Şiilikte aşırı giden müfrit biridir. Ebû Hatim de demiştir ki: "O, hadisi münker biridir." Dârekutnî de der ki: "O, hadisi metruk biridir." İbn Adiy der ki: "Gerçekten zayıf bir ravidir." İbn Hibbân ise: "Hadis uydururdu" der. Ondan rivayette bulunan Nadr b. Humeyd ise hadisi münker bir ravidir. Bunu Buhârî söylemiştir. Ebû Hatim de demiştir ki: "O, hadisi metruk biridir." Nadr'dan rivayette bulunan Cafer b. Süleyman ise katır gibi inatçı bir Rafizidir. Nitekim et-Tehzîb'de de böyle geçer. (Ebû Ya'lâ) 

Hadis Sayfası
Ebû Hureyre bildiriyor:

Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyur­du: "Şu dört kişinin sevgisi ancak mii'min bir kişinin kalbinde toplanır: Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali. "

İbn Hacer, Metalibul Aliye Cilt 5 Hn: 4026. Bûsîrî de der ki: "Ravİleri güvenilir kimselerdir." (Abd b. Humeyd) Senedinde inkıta vardır.

Hadis Sayfası