Kıyamet Konusu


Enes ibn Malik r.a.’den rivayete göre, Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Zaman bereketsizleşip seneler aylar kadar aylar haftalar kadar haftalar günler kadar günler saatler kadar saat de ateşte kuru otun yanması kadar kısalmadıkça kıyamet kopmayacaktır.”

Tirmizi, Zühd 24 HN: 2332; Bezzar, Müsned Hn: 6216; Temmam er-Razi Kavaid Hn: 722 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis bu şekliyle garib olup, Sad b. Sad, Yahya b. Said’in kardeşidir. (Garib Osman) Derim ki: Ebu Hüreyre r.a'dan da ve diğer tariklerden de rivayet edilmiştir. Hadisin hasen li ğayrih derecesine çıktığını kanaatindeyim.

لَا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يَتَقَارَبَ الزَّمَانُ فَتَكُونُ السَّنَةُ كَالشَّهْرِ، وَالشَّهْرُ كَالْجُمُعَةِ، وَتَكُونُ الْجُمُعَةُ كَالْيَوْمِ، وَيَكُونُ الْيَوْمُ كَالسَّاعَةِ، وَتَكُونُ السَّاعَةُ كَالضَّرَمَةِ بِالنَّارِ

Hadis Sayfası
Ebu Hüreyre r.a'dan rivayete göre Resülullah s.a.v. şöyle buyurdu:

“Zaman bereketsizleşip seneler aylar kadar aylar haftalar kadar haftalar Cuma kadar, Cumalar günler kadar, günler saatler kadar saat de ateşte kuru otun yanması kadar kısalmadıkça kıyamet kopmayacaktır.”

Ahmed, Müsned Hn: 10560; İbn Hibban, Sahih Hn: 6999; Şeceri, Emalil Hamisiyeh Hn: 2778 ve diğerleri.

لَا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يَتَقَارَبَ الزَّمَانُ، فَتَكُونَ السَّنَةُ كَالشَّهْرِ، وَيَكُونَ الشَّهْرُ كَالْجُمُعَةِ، وَتَكُونَ الْجُمُعَةُ كَالْيَوْمِ، وَيَكُونَ الْيَوْمُ كَالسَّاعَةِ، وَتَكُونَ السَّاعَةُ كَاحْتِرَاقِ السَّعَفَةِ الْخُوصَةُ

Hadis Sayfası
Ebu Said el Hudri (r.a.) dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki: Yırtıcı hayvanlar insanlarla konuşmadan, kamçısının ucu ve ayakkabısının bağı kişiyle konuşmadan ve kişinin uyluğu kendisinden sonra ailesinin ne yaptığını haber vermeden kıyamet kopmayacaktır.”

Tirmizi, Fiten: 19 Hn: 2181; Ahmed, Müsned Hn: 11365 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu konuda; Ebu Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen garib olup, bu hadisi sadece Kâsım b. Fadl’ın rivâyetiyle bilmekteyiz. Kâsım b. Fadl; Hadisçiler yanında güvenilir ve sağlam bir kimsedir. Yahya b. Saîd el Kattan ve Abdurrahman b. Mehdî onun güvenilir bir kimse olduğunu kaydetmişlerdir.

وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ، لَا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى تُكَلِّمَ السِّبَاعُ الْإِنْسَ، وَحَتَّى تُكَلِّمَ الرَّجُلَ عَذَبَةُ سَوْطِهِ، وَشِرَاكُ نَعْلِهِ، وَتُخْبِرَهُ فَخِذُهُ بِمَا أَحْدَثَ أَهْلُهُ مِنْ بَعْدِهِ

Hadis Sayfası
Safiyye (bint Hay) r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"İnsanlar bu beyt’e; Kabe’ye karşı savaşmaya devam edecekler… Hatta bir ordu savaşmak üzere yola çıkacak çöle veya bu beldenin çölüne geldiklerinde öndekiler arkadakiler ve ortadakiler hepsi yerin dibine batırılacak hiçbiri kurtulamayacaktır. Bunun üzerine Ey Allah’ın Rasülü! O orduya istemeyerek katılanların durumu ne olacak? Dedim. Rasulullah (s.a.v.): “Onlar niyetlerine göre diriltileceklerdir” buyurdu.

Tirmizi, Fiten: 21 Hn: 2184; Müslim, Fiten: 2 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

لَا يَنْتَهِي النَّاسُ عَنْ غَزْوِ هَذَا الْبَيْتِ حَتَّى يَغْزُوَ جَيْشٌ، حَتَّى إِذَا كَانُوا بِالْبَيْدَاءِ أَوْ بِبَيْدَاءَ مِنَ الْأَرْضِ، خُسِفَ بِأَوَّلِهِمْ وَآخِرِهِمْ، وَلَمْ يَنْجُ أَوْسَطُهُمْ "، قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، فَمَنْ كَرِهَ مِنْهُمْ، قَالَ: " يَبْعَثُهُمُ اللَّهُ عَلَى مَا فِي أَنْفُسِهِمْ

Hadis Sayfası
Aişe (r.anha)’dan rivayete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Bu ümmetin kıyamete yakın zamanlarda topluca yere batma, kılık değiştirilme ve patlamalar meydana gelecektir.” Aişe diyor ki: Ey Allah’ın Rasulü! Aramızda Salih insanlar olduğu halde yine helak olur gider miyiz? Dedim. Rasulullah (s.a.v.), “Evet çirkin durumlar ortaya çıktığı vakit” buyurdu.

Tirmizi, Fiten: 21 Hn: 2185 ve diğerleri. Tirmizî: Aişe’nin bu hadisi garibtir. Sadece bu şekliyle bilinir. Abdullah b. Ömer’in hafızası yönünde; Yahya b. Saîd söz etmiştir.

يَكُونُ فِي آخِرِ الْأُمَّةِ خَسْفٌ، وَمَسْخٌ، وَقَذْفٌ "، قَالَتْ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَنَهْلِكُ وَفِينَا الصَّالِحُونَ؟ قَالَ: " نَعَمْ، إِذَا ظَهَرَ الْخُبْثُ

Hadis Sayfası
Üseyd b. Hudayr (r.a.)’dan:

Ensar’dan bir adam Ey Allah’ın Rasulü dedi. Falan kimseye devlet işlerinden görev verdin bana vermedin dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Siz tercihli (torpilli) işleri benden sonra göreceksiniz; havuz başında benimle buluşuncaya kadar sabredin.”

Tirmizi, Fiten: 25 Hn: 2189; İbn Mace, Fiten: 21; Buhari, Fiten: 2 Hn: 7057 ve diğerleri. ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Sahabenin sahabeden rivayeti. Bu hadisi enes b. Malik Üseyd b Hudayr dan rivayet etmiştir.

أَنَّ رَجُلًا مِنَ الْأَنْصَارِ، قَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، اسْتَعْمَلْتَ فُلَانًا وَلَمْ تَسْتَعْمِلْنِي، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ : " إِنَّكُمْ سَتَرَوْنَ بَعْدِي أَثَرَةً، فَاصْبِرُوا حَتَّى تَلْقَوْنِي عَلَى الْحَوْضِ

Hadis Sayfası
Abdullah (b. Mesud) (r.a.)’dan Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Sizler benden sonra torpilli işler ve yadırgayacağınız bir takım işler göreceksiniz Ashab: Bize ne yapmamızı emredersin? Dediler. Buyurdular ki: Onlara haklarını verin kendinize ait olanı ise Allah’tan isteyin.”

Tirmizi, Fiten: 25 Hn: 2190; Buhari, Fiten: 2 Hn: 7052; İbn Mace, Fiten: 21 ve diğerleri. ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

إِنَّكُمْ سَتَرَوْنَ بَعْدِي أَثَرَةً وَأُمُورًا تُنْكِرُونَهَا "، قَالُوا: فَمَا تَأْمُرُنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: " أَدُّوا إِلَيْهِمْ حَقَّهُمْ وَسَلُوا اللَّهَ الَّذِي لَكُمْ

Hadis Sayfası
İbn Abbas r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Benden sonra kafirlere benzeyip birbirinizin boynunu vurmayan.”

Tirmizi, Fiten: 28 Hn: 2193; Müslim, İman: 29 ve diğerleri. Tirmizî: Bu konuda Abdullah b. Mesud, Cerir, İbn Ömer, Kürz b. Alkame, Vail’e ve Sunabihi’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir.

لَا تَرْجِعُوا بَعْدِي كُفَّارًا، يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ

Hadis Sayfası
Enes b. Malik (r.a.) dedi ki: ’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

Rasulullah (s.a.v.)’den işittiğim bir hadisi size rivayet edeceğim ki benden sonra hiçbir kimse bu hadisi Rasulullah (s.a.v.)’den işitmiş olarak rivayet edemez. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Şunlar kıyametin alametlerindendir. İlmin ortadan kalkıp cahilliğin ortalığı kaplaması, zinanın yaygın hale gelmesi, içkilerin bol miktarda içilmesi, kadın nüfusunun çoğalıp erkeklerin azalması hatta elli kadına bir erkek düşecek hale gelmesi.”

Tirmizi, Fiten: 34 Hn: 2205; İbn Mace, Fiten: 25; Müslim, İlim: 5 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu konuda Ebû Musa, Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir.

أُحَدِّثُكُمْ حَدِيثًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ لَا يُحَدِّثُكُمْ أَحَدٌ بَعْدِي أَنَّهُ سَمِعَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ : " إِنَّ مِنْ أَشْرَاطِ السَّاعَةِ: أَنْ يُرْفَعَ الْعِلْمُ، وَيَظْهَرَ الْجَهْلُ، وَيَفْشُوَ الزِّنَا، وَتُشْرَبَ الْخَمْرُ، وَيَكْثُرَ النِّسَاءُ، وَيَقِلَّ الرِّجَالُ، حَتَّى يَكُونَ لِخَمْسِينَ امْرَأَةً قَيِّمٌ وَاحِدٌ

Hadis Sayfası
Zübeyr b. Adiy rahimullah dedi ki:

Enes b. Malik’in yanına girdik ve Haccac’tan çektiklerimizden dolayı ona yakındık. Bunun üzerine şöyle dedi: “Rabbinize kavuşuncaya kadar geçecek hiçbir sene yoktur ki kendisinden sonra gelen yıllar onlardan beter olmasın bunu Peygamber (s.a.v.)’den işittim.”

Tirmizi, Fiten: 35 Hn: 2206; Buhari Fiten: 6 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasendir. Muhammed b. Müsenna, Hâlid b. Harîs vasıtasıyla Humeyd’den ve Enes’den bu hadisin bir benzerini merfu olmaksızın rivâyet etmiştir. Bu hadis birinci rivâyetten daha sağlamdır.

فَشَكَوْنَا إِلَيْهِ مَا نَلْقَى مِنَ الْحَجَّاجِ، فَقَالَ: مَا مِنْ عَامٍ إِلَّا الَّذِي بَعْدَهُ شَرٌّ مِنْهُ حَتَّى تَلْقَوْا رَبَّكُمْ

Hadis Sayfası
 Muhammed b. ebî Rüzeyn rahimehullah vasıtasıyla annesinden rivâyete göre, şöyle demiştir:

Ümmül Cerir’in, Arab’tan bir kimse öldüğü vakit zoruna giderdi. Bunun üzerine kendisine bir arab ölünce zoruna gidiyor denildi. Efendimin şöyle dediğini işittim: Rasulullah s.a.v. şöyle buyurdu: “Kıyamet’in yaklaşmasının alametlerinden biri de Arab’ın kırılmasıdır.”

Tirmizi, Menakıb: 70 Hn: 3929; Ebi Şeybe, Musannef Hn: 33017; Taberani, Mucemül Evsat Hn: 2557, 4942 ve Mucemül Kebir Hn: 8159; İbn Kani, Mucemüs Sahabe Hn: 837; Buhari, Tarihul Kebir Hn: 5966; Yakub b. Sufyan, El merifetü Ve tarih Hn: 104; İbn Ebi Asım, El Ehad vel Mesani Hn: 937; Ebu Naim, Marifetis Sahabe Hn: 3944; İbn Abdilber, El İstiab fi Marifeti Ashab Hn: 150; Mizzi, Tehzibul Kelam Hn: 1479. Buharinin rivayeti muhtasardır. Tirmizi: Muhammed b. Rezin diyor ki: ravinin efendisi Talha b. Malik’tir.  Tirmizî: Bu hadis garibtir. Süleyman b. Harb’in rivâyetiyle biliyoruz.

كَانَتْ أُمُّ الْحُرَيْرِ إِذَا مَاتَ أَحَدٌ مِنَ الْعَرَبِ اشْتَدَّ عَلَيْهَا، فَقِيلَ لَهَا: إِنَّا نَرَاكِ إِذَا مَاتَ رَجُلٌ مِنَ الْعَرَبِ اشْتَدَّ عَلَيْكِ، قَالَتْ: سَمِعْتُ مَوْلَايَ، يَقُولُ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ : " مِنَ اقْتِرَابِ السَّاعَةِ هَلَاكُ الْعَرَبِ

Hadis Sayfası
Ebu'z-Za'ra bildiriyor:

Abdullah b. Mes'ud'un yanında Deccal'dan bahsettiler. İbn Mes'ud şöyle dedi: "(O zaman) insanlar üç gruba ayrılırlar. Bir grup Deccal'ın peşinden gider, bir grup atalarının toprağı olan (süpürge yapımında kullanılan bir bitki olan) şih çayırlarına gider, bazıları ise Fırat kenarında yerleşir. Müminler, Şam'ın batısında bir araya gelene kadar (Deccal ve Fırat kenarında yerleşenler) birbirleriyle savaşırlar. Müminler, aralarında, kumral -veya benekli- bir ata binmiş olan bir süvarinin olduğu öncü birlik (Decca.I tarafından) öldürülür ve o birlikten kimse kurtulamaz." Abdullah şöyle devam etti: "Kitap ehli, Hz. İsa'run inip Deccill'ı öldüreceğini iddia ederler." -(Ravi dedi} ki: "Abdullah b. Mes'ud'un, kitap ehli hakkında bundan başka bir şey söylediğini duymadım." - Sonra Yecüc ve Mecüc çıkıp yeryüzünde dolaşarak fesat çıkarırlar. Abdullah sonra şu ayeti okudu: "Yecüc ve Mecüc'ün seddi yıkıldı~ı zaman her dere ve tepeden boşanırlar." (Enbiya Sur. 96) Sonra, Allah onlara (develerin burnunda olan bir) kurtçuk gibi bir hayvan yollar. Bu kurtçuk, kulaklarına ve burunlarına girer ve ölümlerine sebep olur. Yeryüzü onların leşi sebebiyle öyle pis kokar ki, yeryüzü halkı Allah'a yalvarır ve Allah yağmur göndererek yeryüzünü onlardan temizler. Sonra Allah içinde Zemherir soğuğu olan bir rüzgar gönderir. Bu rüzgilr yeryüzünde ölmeyen hiçbir mümini bırakmaz. Sonra kıyamet insanların şerlileri üzerine kopar. Sonra bir melek kalkarak yeryüzü ve gökyüzü arasında Sur'a üfler. Allah'ın diledikleri dışında, yaratılmışlardan ölmeyen kimse kalmaz. Sonra üfürüş arasında Allah' ın dilediği bir süre geçer. Bu sırada Allah'ın yeryüzünde yarattığı hiçbir insanoğlu yoktur ki; ondan bir parça yeryüzünde olmasın. Sonra Allah, Arş' ın altından bir su gönderir. Bu suyla, erkeğin menisinin aşılama yapması gibi, yeryüzündeki insan bedenlerini ve etlerini çıkarır. İnsanlar, tıpkı suya kanan toprağın içindeki bitkileri bitirmesi gibi çıkarlar." Sonra, İbn Mes'üd şu ayeti okudu: "Rüzgarları gönderip de bulutları yürüten Allah'tır. Biz bulutları ölü' bir yere sürüp, onunla topra~ı ölümünden sonra diriltiriz. insanları diriltmek de böyledir." (Fatır sur. 9) (İbn Mes'üd şöyle devam etti): "Sonra yeryüzü ve gökyüzü arasında, bir melek kalkıp Sür'a üfler. Her can, gidip kendi cesedine girer ve (canlılar) sanki bir nefismiş gibi bir anda dirilirler ve Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar. Sonra Allah, yaratılmışlara tecelli eder. Daha önce Allah'tan başkasına ibadet edenlerin tapındıklannın peşinden giderler. Yahudilerin karşısına çıkıp: "Kime ibadet ediyorsunuz?" diye sorunca, Yahudiler: "Uzeyr'e" derler. Allah: "Su ister misiniz?" deyince, onlar: "Evet" cevabını verir ve Allah onlara Cehennemi serap olarak (su) gösterir." Sonra İbn Mes'üd şu ayeti okudu: "O gün cehennemi, kifirlerin gözleri önüne dikeriz." {Kehf Sur. 100) (Abdullah b. Mes'ud şöyle devam etti): "Sonra Allah Hıristiyanlarla karşılaşıp: "Kime ibadet ediyorsunuz?" diye sorar. Onlar: "Mesih'e" cevabını verince, Allah: "Şarap ister misiniz?" diye sorar. Hıristiyanlar: "Evet" deyince, onlara Cehennemi şarap şeklinde gösterir. Allah'tan başka ibadet eden herkese aynı şekilde sorar." İbn Mes'üd şu ayeti okudu: "Onları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır." (Saffat Sur. 24) Bu durum Müslümanlarla karşılaşıncaya kadar devam eder. Müslümanlarla karşılaşınca: "Kime ibadet ediyorsunuz?" diye sorar. Müslümanlar: "Ortağı olmayan Allah'a ibadet ediyoruz" derler. Allah, bir veya iki defa azarlayarak: "Kime ibadet ediyorsunuz?" diye sorar. Müslümanlar: "Allah'ı noksanlıklardan tenzih ederiz. Eğer O bize kendini tanıtırsa, Onu tanırız" derler. O zaman: "O gün işin dehşetinden baldırlar açılır." (Kalem Sur. 42) ve secdeye gitmeyen hiçbir mümin kalmaz. Münafıklar ise sırtlarında adeta demir çubuklan varmışçasına secde edemeden kalırlar ve: "Rabbimiz (biz neden secde edemiyoruz?)" derler. Allah: "Siz sapasağlam iken, secde etmeniz istenmişti (ama etmemiştiniz)" buyurur. Sonra Allah, Cehennem'in üzerine Sırat'ın kurulmasını emreder. İnsanlar zümreler halinde amelleriyle geçerler. İlk önce geçenler, şimşek çakması kadar hızlı geçerler. Sonra sırasıyla rüzgar gibi, kuş gibi, sonra hayvanların en hızlısı gibi geçerler." Abdullah şöyle devam etti: "Bu böyle devam eder, öyle ki sonunda koşarak geçen, yürüyerek geçenler olur. Sonuncu kişi kamının üzerine sürünüp gelerek: «Ey Rabbim! Beni neden yavaşlattın?» der. Allah: «Seni yavaşlatan amelindir» buyurur. Sonra Allah şefaat için izin verir. Kıyamet günü ilk şefaat edecek, Cibril' dir. Sonra İbrahim, sonra Musa -veya- İsa şefaat eder." Seleme (b. Kuheyl) ekledi: "Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) başını (secdeden) kaldırarak şefaat eder. Ondan sonra onun yaptığı şefaati hiç kimse yapamaz. Bu ise, Allah'ın kendisine vaad ettiği övülecek (şefaat) makamıdır. "Belki de Rabbin seni övülecek makama yükseltir." (İsra sur. 79) Hiçbir nefis yoktur ki, Cennette ve Cehennemde olan bir eve bakmasın. Onlara denir ki: «(Dünyadayken) amel yapsaydınız ya. Bu gün pişmanlık günüdür.» Cehennem ehline, Cennette bir ev gösterilir ve: «Eğer amel yapsaydınız (bu sizin olurdu)» denir. Cennet ehline de Cehennemde bir ev gösterilir ve: «Eğer Allah size ihsanda bulunmasaydı yeriniz burasıydı» denir. Sonra melekler, peygamberler, şehitler, salihler ve müminler, şefaat ederler ve Allah ta onların şefaatini kabul eder ve: «Ben merhametlilerin en merhametlisiyim» buyurarak, rahmetiyle (peygamber, melek, salih, şehit ve başkalarının şefaatiyle) Cehennemden kurtulanlardan daha çok kişiyi Cehennemden kurtarır. Hatta Cehennemde sevabı olan hiç kimseyi bırakmaz." Abdullah sonra şu ayeti okudu: "Sakar'a (cehenneme) girmenizin sebebi nedir?" (Müddessir Sur. 42) -Parmaklarıyla saymaya başladı.­ "Onlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik. Düşkün kimseyi doyurmuyorduk. Batıla dalanlarla biz de dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Ölüm bize O haldeyken geldi." (Müddessir Sur. 45) ayetlerini okuyarak dört parmağını büktü. Süfyan, eliyle parmaklarını tutarak İbn Mes'ud'un nasıl saydığını gösterdi. (Ravi) Ebu Nuaym da aynı şekilde tarif etti. Abdullah b. Mes'ud dedi ki: "Siz bunlardan birinin hayırda olduğu görüşünde misiniz? Allah Cehennemden çıkarmak istemediği kişilerin yüzlerini ve renklerini değiştirir. Müminlerden birisi gelip şefaat etmek isteyeceği zaman kendilerine: «Herkes tanıdığı kişiyi Cehennemden çıkarsın» denir. Mümin bakar, ama kimseyi tanıyamaz. Cehennemdeki, mümine: «Ey falan! Ben falan kişiyim» der. Mümin: «Ben seni tanıınıyorum» deyince Cehennemlikler: "Rabbimiz! Bizi buradan çıkar, tekrar günaha dönersek, doğrusu zulmetmiş oluruz" (Mü'minun sur. 107) derler. Allah onlara şöyle cevap verir: "Alçaldıkça alçalın orada! Bana karşı konuşmayın artık!" (Mü'minun Sur. 108) Allah böyle dediği zaman arhk Cehennemin kapısı üzerlerine kapanır ve oradan hiç kimse çıkamaz."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 18 Hn: 18305 *Taberani rivayet etti. Hadis sahabi sözüdür ve Sahih'teki hadise terstir. Zira Resülullah'ın (sallallahu~ivesellem) "İlk şefaat edecek kişi benim" hadisi vardır. 1 1 Taberani, M. el-Keblr'inde (9761) rivayet etti. Ravilerden Ebu Nuaym Dırar b. Surad metruktur.

Hadis Sayfası
bu Muriyye, Resulullah1 tan (sallallahu aleyhi vesellem} veya Abdullah b. Amr kanalıyla Resulullah1tan bildiriyor:

"Gökyüzünde, her birinin başı doğuda, ayakları batıda olan Sur'a üflemekle görevli iki melek vardır." Veya şöyle dedi: "Her birinin başı doğuda, ayaklan ise bahdadır ve kendilerine Sur'a üfleme emrinin gelmesini bekliyorlar."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 18 Hn: 18306 *Ahmed rivayet etti. Ama ravi hakkında emin değildir. Eğer Ebü Muriyye mürsel ise ravileri güvenilirdir. Eğer Abdullah b. Amr ise hadisin senedi muttasıldır ve ravileri güvenilirdir.

Hadis Sayfası
Zeyd b. Erkam, Resulullah'ın (sallallalnı aleyhi vesellem) şöyle buyurduğunu nakleder:

"Sur'un sahibi (İsrafil), Sur'u ağzına dayamış, yüzünü çevirmiş, kulağını dikmiş, üfleme emrini beklerken ben nasıl dünya nimetlerinden istifade edebilirim?" Sahabe Resulullah' ın (sallallaluıaleyhi vesellem) böyle dediğini duyunca ağırlarına gitti. (Bunu fark eden) Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Hasbunellah ve ni'mel vekfl (=Vekil olarak Allah bize yeter; O ne güzel vekildir)" deyiniz."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 18 Hn: 18307 *Ahmed ve Taberani rivayet ettiler. Ravileri kendilerinde bulunan zayıflığa rağmen güvenilir bulunmuştur.1 1 Ahmed (4/374) ve Taberani, M. el-Kebi'r'inde (5072) rivayet etti. Ravilerden Atiyyetu'l-Avfi zayıfhr.

Hadis Sayfası