Kıyametin Küçük Alametleri Konusu


Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre diyor ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Her ölen mutlaka pişmanlık duyacaktır. Ashab: Neden pişmanlık duyacak? Dediler. Şöyle buyurdu: “İyilik eden kimse iyiliğini artırmamış olduğuna, kötülük eden kişiler ise kötülüklerden vazgeçmemiş olduğuna pişman olacaktır.”

Tirmizi, Zühd 58 Hn: 2403; İbn Mübarek, Zühd Hn: 33; Beyhaki, Zühdül Kebir Hn: 723; Ebu Naim, Hilyetül Evliya Hn: 12136 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Şu’be, Yahya b. Ubeydullah hakkında söz etmiştir. Bu kimsenin meşhur ismi Yahya b. Ubeydullah b. Mevhib el Medeni’dir.

مَا مِنْ أَحَدٍ يَمُوتُ إِلَّا نَدِمَ "، قَالُوا: وَمَا نَدَامَتُهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: " إِنْ كَانَ مُحْسِنًا نَدِمَ أَنْ لَا يَكُونَ ازْدَادَ، وَإِنْ كَانَ مُسِيئًا نَدِمَ أَنْ لَا يَكُونَ نَزَعَ

Hadis Sayfası
İbn Ömer r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah s.a.v.’den işittim şöyle diyordu: 

“Her sözünde durmayan kimse için kıyamet gününde bir sancak dikilecektir.” 

Tirmizi, Siyer: 28 Hn:1581; Müslim, Cihâd: 4; Ebû Dâvûd, Cihâd: 150  Tirmizî: Bu konuda Ali, Abdullah b. Mes’ûd, Ebû Saîd el Hudrî ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Muhammed’e; Süveyd’in Ebû İshâk’tan, Umâra b. Umeyr’den ve Ali’den rivâyet ettiği “Her sözünde durmayan kimse için bir sancak dikilecektir.” Hadis hakkında sordum da şu cevabı verdi: “Bu hadisin merfu olarak rivâyet edildiğini bilmiyorum.”

“إِنَّ الغَادِرَ يُنْصَبُ لَهُ لِوَاءٌ يَوْمَ القِيَامَةِ”

Hadis Sayfası
Adiyy b. Hatîm r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

“Sizden her bir kimseyle kıyamet günü Rabbi mutlaka konuşacaktır ve arada tercüman da bulunmayacaktır. O kişi sağ yanına bakacak ancak göndermiş olduğu amelleri görecektir. Sonra sol yanına bakacak yine yapıp ettiği şeyleri görecek karşısına bakınca da Cehennemi görecektir. Rasulullah s.a.v., şöyle devam etti: Her kim yarım hurmayla bile olsa yüzünü ateşten korumaya gücü yeterse bunu hemen yapsın.”

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 1 Hn: 2415; Ahmed, Müsned Hn: 18882; İbn Hibban Sahih Hn: 7532; Taberani, Mucemül Kebir Hn: 188; Abdullah b. Ahmed, essünne Hn: 371; Darekutni, Errüya Hn: 131; İbn Mende, Tevhid Hn: 555; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 3322; Ebu Naim, Müsnedi Müstahreç ala Sahihi Müslim Hn: 2274. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû’s Saîb’in aktardığına göre Vekî’ bir gün bu hadisi bize A’meş’den aktardı. Vekî hadisi tamamlayınca şöyle dedi: Burada horasanlılardan her kim varsa bu hadisi Horasanda aktarmak suretiyle Allah’ın rızasını kazansın. Çünkü Cehmiyye mezhebi; Allah’ın kullarıyla konuşmasını inkar etmektedir. Ebû’s Saîb’in ismi Selm b. Cenade b. Selm b. Hâlid b. Câbir b. Semure el Kûfîdir.

مَا مِنْكُمْ مِنْ رَجُلٍ إِلاَّ سَيُكَلِّمُهُ رَبُّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلَيْسَ بَيْنَهُ وَبَيْنَهُ تَرْجُمَانٌ فَيَنْظُرُ أَيْمَنَ مِنْهُ فَلاَ يَرَى شَيْئًا إِلاَّ شَيْئًا قَدَّمَهُ ثُمَّ يَنْظُرُ أَشْأَمَ مِنْهُ فَلاَ يَرَى شَيْئًا إِلاَّ شَيْئًا قَدَّمَهُ ثُمَّ يَنْظُرُ تِلْقَاءَ وَجْهِهِ فَتَسْتَقْبِلُهُ النَّارُ )‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم ‏( مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمْ أَنْ يَقِيَ وَجْهَهُ حَرَّ النَّارِ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ فَلْيَفْعَلْ

Hadis Sayfası
İbn Mesud r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

“İnsanoğluna beş şeyden hesap sorulmadıkça kıyamet günü hiçbir tarafa hareket etmeyecektir; Ömrünü nerede ve nasıl tükettiğinden, gençliğini nerde yıprattığından, malını nerden kazanıp nerde harcadığından öğrendiği bilgilerle yaşayıp yaşamadığından.” 
Diğer rivayette ise dörtşey şeklinde hadis şöyle:
وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لا يَزُولُ قَدَمَا عَبْدٍ يَوْمَ الْقِيَامَةِ حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ أَرْبَعٍ: عَنْ عُمْرِهِ فِيمَا أَفْنَاهُ، وَجَسَدِهِ فِيمَا أَبْلاهُ، وَمَالِهِ فِيمَا كَسَبَهُ، وَأَيْنَ وَضَعَهُ، وَأَيْنَ أَنْفَذَهُ
“Nefsim kudret edlinde olan Allaha yemin olsun ki: Kıyamet gününde hiçbir kulun ayakları, kendisine dört şey, yani ömrünü ne uğrunda tükettiği, vücudunu ne uğrunda yıprattığı, malını nereden kazanıp nereye koyduğu (harcadığı hesap yerinde sorulmadıkça) hesap yerinden ayrılmayacaktır.” Taberani, Mucemül Evsat Hn: 7576; Hatip, Mevduhu Evham Hn: 718; Zehebi, Tarihul İslam Hn: 267.

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 1 Hn: 2416; Taberani, Mucemüs Sağir Hn: 268; Bezzar, Müsned Hn: 1435; Hatip, Tarihil Bağdat Hn: 4285; İbn Neccar, Zeyl Tarihi Bağdat Hn: 204; Ebu Kasım Halebi, Hadis Hn: 17; Tirmizî rivâyet etmiştir.  Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece İbn Mes’ûd’un, Hüseyin b. Kays’tan rivâyetiyle bilmekteyiz. Hüseyin b. Kays ise hadis konusunda hafızası yönünden zayıf bilinir. Bu konuda Ebû Berze ve Ebû Saîd’den de hadis rivâyet edilmiştir.

لَا تَزُولُ قَدَمَا ابْنِ آدَمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ عِنْدِ رَبِّهِ حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ خَمْسٍ: عَنْ عُمُرِهِ فِيمَ أَفْنَاهُ، وَعَنْ شَبَابِهِ فِيمَ أَبْلَاهُ، وَمَالِهِ مِنْ أَيْنَ اكْتَسَبَهُ، وَفِيمَ أَنْفَقَهُ، وَمَاذَا عَمِلَ فِيمَا عَلِمَ

Hadis Sayfası
Ebu Berze el Eslemî r.anha dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: 

“Kıyamet gününde bir kula şu sorular sorulmadıkça yerinden kıpırdayamaz. Ömrünü nerede ve nasıl tüketti, öğrendiği bilgilerle ne yaptı? Malını nereden kazandı ve nerede harcadı vücudunu nerede yıprattı.” 

Diğer rivayette ise: “Kıyamet gününde bir kula şu dört şey sorulmadıkça yerinden kıpırdayamaz.
لا تَزُولُ قَدَمَا عَبْدٍ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ؛ حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ أَرْبَعٍ: عَنْ عُمْرِهِ فِيمَا أَفْنَاهُ، وَعَنْ عِلْمِهِ مَاذَا عَمِلَ
بِهِ، وَعَنْ مَالِهِ مِنْ أَيْنَ اكْتَسَبَهُ وَفِيمَا أَنْفَقَهُ، وَعَنْ جِسْمِهِ فَيَا أَبْلاهُ
"Ömrünü nerede geçirdi, İlmiyle ne amel işledi, Malını nereden kazanıp nereye harcadı ve cismini/vücüdunu neyle yıprattı.

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 1 Hn: 2417; Dârimî, Mukaddime: 45 Hn: 537; İbn Cevzi, Hıfzıl Umr Hn: 20. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Saîd b. Abdullah b. Cüreyc, Basralıdır. Ebû Berze’nin azâdlı kölesidir. Ebû Berze’nin ismi; Nadle b. Ubeyd’tir. Diğer rivayetin kaynağı: Beyhaki, Medhal ila Sünenil Kübra Hn: 494; Ebu Naim, Hilyetül Evliya Hn: 15505; Mizzi, Tehzibul kemal Hn: 1126; İmran Mevsili, Zühd Hn: 203; Hatip İktidaul İlm Hn: 1; İbn Asakir, Zem men La Yemal bi İlmihi Hn: 1. EBu Yusuf Kitabul Haraç Harunu Reşide nasitaı bölümünde.

لَا تَزُولُ قَدَمَا عَبْدٍ يَوْمَ الْقِيَامَةِ حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ عُمُرِهِ فِيمَا أَفْنَاهُ، وَعَنْ عِلْمِهِ فِيمَ فَعَلَ، وَعَنْ مَالِهِ مِنْ أَيْنَ اكْتَسَبَهُ وَفِيمَ أَنْفَقَهُ، وَعَنْ جِسْمِهِ فِيمَ أَبْلَاهُ

Hadis Sayfası
Ebû Hüreyre r.anha'dan Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

“İflas eden kimdir? Biliyor musunuz?” Ashab: “Ey Allah’ın Rasulü! Bize göre, müflis parası ve malı olmayan kimsedir” dediler. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v. şöyle buyurdu:“Ümmetimin müflisi o kimsedir ki kıyamet günü kıldığı namazıyla tuttuğu orucuyla ve verdiği zekatıyla getirilecek aynı zamanda işlediği günahlardan; sövdüğü zina isnadında bulunduğu, haksız yere mal yediği ve haksız yere kan akıttığı ve ona buna vurduğuşerlerde ortaya konacaktır. Ve böylece o kişi yaptıklarının hesabını vermeye oturacak ve yaptığı kötülüklere karşılık iyilikleri takas edilecektir. İyilikleri bitince takas işlemi onun günahlarının buna verilmesi bunun sevaplarının da ona verilmesiyle devamedilecektir. Sonucunda da cezasını ateşle çekmek üzere Cehenneme atılacaktır. İşte müflis budur.” 

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 2 Hn: 2418; Müslim, Birr ve Sıla: 74 Hn: 2584; El Cami fi Hadisi İbn vehb Hn: 561; İbn Hazm, Muhalla Hn: 28; Beğavi, Şerhus Sünne Hn: 4164; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 33 devamında. Mahis merfudur. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

( أَتَدْرُونَ مَا الْمُفْلِسُ )‏ قَالُوا الْمُفْلِسُ فِينَا يَا رَسُولَ اللَّهِ مَنْ لاَ دِرْهَمَ لَهُ وَلاَ مَتَاعَ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم ‏( الْمُفْلِسُ مِنْ أُمَّتِي مَنْ يَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِصَلاَتِهِ وَصِيَامِهِ وَزَكَاتِهِ وَيَأْتِي قَدْ شَتَمَ هَذَا وَقَذَفَ هَذَا وَأَكَلَ مَالَ هَذَا وَسَفَكَ دَمَ هَذَا وَضَرَبَ هَذَا فَيَقْعُدُ فَيَقْتَصُّ هَذَا مِنْ حَسَنَاتِهِ وَهَذَا مِنْ حَسَنَاتِهِ فَإِنْ فَنِيَتْ حَسَنَاتُهُ قَبْلَ أَنْ يُقْتَصَّ مَا عَلَيْهِ مِنَ الْخَطَايَا أُخِذَ مِنْ خَطَايَاهُمْ فَطُرِحَ عَلَيْهِ ثُمَّ طُرِحَ فِي النَّارِ )‏

Hadis Sayfası
Ebu Hüreyre r.anha’dan: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: 

 “Mal ve namus meselesinde bir kulun bir kardeşinde bir hakkı bulunur da bu dünya hayatında onunla helalleşirse Allah o kuluna rahmet etsin. Çünkü kıyamette ne dinar nede dirhem bulunmayacaktır. Eğer o kimsenin iyilik ve sevapları varsa onlar alınıp haksızlıkedilen kimseye verilecektir. Şayet sevapları yoksa haksızlık yapılan kimsenin günahları buna verilmek suretiyle hesaplaşma tamamlanacaktır.” 

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 2 Hn: 2419; İb Hibban, Sahih Hn: 7521; Ebu Yala, Müsned Hn: 6539; Taberani, Mucemül Evsat Hn: 1683; Camiül beyan Hn: 804; Zehebi, Siyeri Alemül Nübela Hn: 7015 ve diğerleri.  Tirmizî: Saîd el Makburî hadisi olarak bu hadis hasen sahihtir. Mâlik b. Enes Saîd el Makburî’den, Ebû Hüreyre’den bu hadisin bir benzerini bize nakletmiştir.

رَحِمَ اللَّهُ عَبْدًا كَانَتْ لأَخِيهِ عِنْدَهُ مَظْلَمَةٌ فِي عِرْضٍ أَوْ مَالٍ فَجَاءَهُ فَاسْتَحَلَّهُ قَبْلَ أَنْ يُؤْخَذَ وَلَيْسَ ثَمَّ دِينَارٌ وَلاَ دِرْهَمٌ فَإِنْ كَانَتْ لَهُ حَسَنَاتٌ أُخِذَ مِنْ حَسَنَاتِهِ وَإِنْ لَمْ تَكُنْ لَهُ حَسَنَاتٌ حَمَّلُوا عَلَيْهِ مِنْ سَيِّئَاتِهِمْ

Hadis Sayfası
Ebu Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu: 

“Kıyamet gününde tüm haklar sahiplerine verilecektir. Hatta boynuzsuz hayvanın bile boynuzludan hakkı alınacaktır.” 

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 2 Hn: 2420; Müslim, Birr ve Sıla: 15 Hn: 2584; Ahmed, Müsned Hn: 27492; Esd b. Musa, Zühd Hn: 102.  Bu konuda Ebû Zerr ve Abdullah b. Üneys’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Ebû Hüreyre hadisi hasen sahihtir.

لَتُؤَدَّنَّ الْحُقُوقُ إِلَى أَهْلِهَا حَتَّى يُقَادَ لِلشَّاةِ الْجَلْحَاءِ مِنَ الشَّاةِ الْقَرْنَاءِ

Hadis Sayfası
Rasûlullah s.a.v.’in arkadaşlarından Mıkdad r.anha dedi ki: Rasûlullah s.a.v.’in şöyle buyurduğunu işittim: 

 “Kıyamet günü güneş kulların üzerine bir mil veya iki mil mesafeye kadar yaklaştırılacaktır.” Süleym diyor ki: Rasulullah s.a.v.’in milden neyi kastettiğini bilemiyorum ya uzunluk ölçüsü olan mil veya göze sürme çekilen mil. Rasulullah s.a.v. şöyle devam etti: “Güneş onları adeta eritecek ve herkes yaptığı amelleri oranınca sıkıntıdan ter içinde kalacaktır. Kimi topuğuna kadar kimi diz kapaklarına kadar kimi de beline kadar kimi de ağzına kadar ter içinde kalacaktır.”Rasulullah s.a.v. bu sözü söylerken ağzına işaret ediyor ve; “Ağzına gem vuracak kadar”diyordu. 

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 2 Hn: 2421; Müslim, Cennet: 15; Abdullah b. Mübarek, Müsned Hn: 95; Ahmed, Müsned Hn: 23300; İbn Hibban, Sahih Hn: 7489; İbn Ebid Dünya, El Ehval Hn: 148, 206; Beğavi, Şerhus Sünne Hn: 4317 ve Mealimi Tenzili Tefsir Hn: 1333; Usdül Gabe Hn: 1580;  Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda Ebû Saîd ve İbn Ömer’den de hadis rivâyet edilmiştir.

إِذَا كَانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ أُدْنِيَتِ الشَّمْسُ مِنَ الْعِبَادِ حَتَّى تَكُونَ قِيدَ مِيلٍ أَوِ اثْنَيْنِ "، قَالَ سُلَيْمٌ: لَا أَدْرِي أَيَّ الْمِيلَيْنِ عَنَى، أَمَسَافَة الْأَرْضِ، أَمِ الْمِيلُ الَّذِي تُكْتَحَلُ بِهِ الْعَيْنُ، قَالَ: " فَتَصْهَرُهُمُ الشَّمْسُ فَيَكُونُونَ فِي الْعَرَقِ بِقَدْرِ أَعْمَالِهِمْ، فَمِنْهُمْ مَنْ يَأْخُذُهُ إِلَى عَقِبَيْهِ، وَمِنْهُمْ مَنْ يَأْخُذُهُ إِلَى رُكْبَتَيْهِ، وَمِنْهُمْ مَنْ يَأْخُذُهُ إِلَى حِقْوَيْهِ، وَمِنْهُمْ مَنْ يُلْجِمُهُ إِلْجَامًا، فَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ يُشِيرُ بِيَدِهِ إِلَى فِيهِ أَيْ يُلْجِمُهُ إِلْجَامًا

Hadis Sayfası
İbn Abbâs r.anh dedi kie, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

“İnsanlar kıyamet günü mahşer yerine ilk yaratıldıkları gibi yalınayak, çırılçıplak ve sünnetsiz olarak toplanacaklardır” dedi ve Enbiya suresi 104. ayeti “… Tüm kainatı ilk kez nasıl yarattıysak, o gökyüzünü de yeniden yine öyle tekrar yaratacağız. Gerçekleştirilmesini kendi üzerimizealdığımız bir sözdür bu. Şüphesiz biz herşeyi yapabilecek güçteyiz.” Ni okudu ve şöyle devam etti: yaratıklar içersinde ilk giydirilecek olan İbrahim a.s.dır. Ashabımdan kimileri bana yaklaştırılmamak için sağa sola itilecekler de ben de Ya Rabbi! Onlar benim ashabımdır diyeceğim ve bana şöyle denilecek: Senden sonra onların ne bidatlar ortaya çıkardıklarını sen bilmezsin sen onların arasından ayrıldıktan sonra onlar dinlerinden çıkıp eski şirklerine dönmüşlerdir. Bunun üzerine ben de Salih kul İsa’nın söylediği şu sözü söyleyeceğim: “Şayet onları azaba çarptırırsan, şüphesiz onlar senin kullarındır. Ve eğer onları bağışlarsan, doğrusu sen çok güçlü ve üstün olansın. Yaptığın her şeyi yerli yerince yapansın.” 

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 3 Hn: 2423; Buhârî, Rikak: 44 Hn: 3447, 4625, 4740; Müslim, Cennet: 19 Hn: 2863; Ahmed, Müsned Hn: 2097, 2281; İbn Hibban, Sahih Hn: 7347; Nesai, Sünenil Kübra Hn: 11091; Bezzar, Müsned Hn: 5070; Ebu Yala, Müsned Hn: 2578; Ebi Şeybe, Musannef Hn: 35400; Taberani, Mucemül Kebir Hn: 12312; Taceddin Subki, Mucemüş Şuyuh Hn: 248; Beyhaki, El Esmau ves Sıfat Hn: 1067, Şerhus Sünne Hn: 4312; Beğavi, Mealimi Tenzili Tefsir 764; Camiul Müsned Hn: 16; Mizzi, tehzibul kemal Hn: 3287; Zehebi, Siyeri Elamül Nübela Hn: 233; İbn Ebid Dünya, El Ahval Hn: 179;  Camiul beyan Hn: 22773. Tirmizi: Muhammed b. Beşşâr ve Muhammed b. Müsenna, Muhammed b. Cafer vasıtasıyla Şu’be’den, Muğîre b. Numân’dan aynı senedle bu hadisin bir benzerini bize rivâyet etmişlerdir. Merfu ve sahihtir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

يُحْشَرُ النَّاسُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ حُفَاةً عُرَاةً غُرْلًا كَمَا خُلِقُوا، ثُمَّ قَرَأَ:ف كَمَا بَدَأْنَا أَوَّلَ خَلْقٍ نُعِيدُهُ وَعْدًا عَلَيْنَا إِنَّا كُنَّا فَاعِلِينَق وَأَوَّلُ مَنْ يُكْسَى مِنَ الْخَلَائِقِ إِبْرَاهِيمُ، وَيُؤْخَذُ مِنْ أَصْحَابِي بِرِجَالٍ ذَاتَ الْيَمِينِ وَذَاتَ الشِّمَالِ، فَأَقُولُ: يَا رَبِّ أَصْحَابِي، فَيُقَالُ: إِنَّكَ لَا تَدْرِي مَا أَحْدَثُوا بَعْدَكَ إِنَّهُمْ لَمْ يَزَالُوا مُرْتَدِّينَ عَلَى أَعْقَابِهِمْ مُنْذُ فَارَقْتَهُمْ، فَأَقُولُ كَمَا قَالَ الْعَبْدُ الصَّالِحُ: إِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَإِنَّهُمْ عِبَادُكَ وَإِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَإِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Hadis Sayfası
Behz b. Hakîm r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah s.a.v.’den şöyle buyurduğunu işittim: 

 “Kıyamet günü sizler yaya olarak binitli olarak ve yüzüstü sürünerek mahşer yerine toplanacaksınız.”

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 3 Hn: 2424; Müsned: 19171 Bu konuda Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

إِنَّكُمْ مَحْشُورُونَ رِجَالًا وَرُكْبَانًا وَتُجَرُّونَ عَلَى وُجُوهِكُمْ

Hadis Sayfası
Ebu Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu: 

“İnsanlar kıyamet gününde üç defa sorguya çekilecekler iki sorgu mücade ve mazeretler ortaya konulması şeklinde olacak üçüncü sorgu yani arz’da ise insanların yapıp ettikleri kaydeden amel defterleri uçurulacak herkesin defteri kendisini bulacaktır kimi bu defterini sağ eliyle tutacak kimi de solundan alacaktır.”

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 4 Hn: 2425; İbn Mâce, Zühd: 33 Tirmizî: Hasan’ın Ebû Hüreyre’den işitmemiş olmasından dolayı bu hadis sahih değildir. Bazıları bu hadisi Ali er Rıfai’den ve Ebû Musa’dan rivâyet etmektedirler. Tirmizî: Bu hadiste sahih değildir. Çünkü Hasan, Ebû Musa’dan işitmemiştir.

يُعْرَضُ النَّاسُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ثَلَاثَ عَرْضَاتٍ، فَأَمَّا عَرْضَتَانِ فَجِدَالٌ وَمَعَاذِيرُ، وَأَمَّا الْعَرْضَةُ الثَّالِثَةُ فَعِنْدَ ذَلِكَ تَطِيرُ الصُّحُفُ فِي الْأَيْدِي، فَآخِذٌ بِيَمِينِهِ، وَآخِذٌ بِشِمَالِهِ

Hadis Sayfası
Aişe r.anha’dan rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur: 

 Hesabı konusunda kiminle münakaşa edilirse o kimse helak olmuştur. Bunun üzerine ben şöyle dedim: Ey Allah’ın Rasulü! Allah, İnşikak suresi 7 ve 8. ayetlerinde şöyle buyurmuyor mu? “Kimin sicili sağ eline verilirse artık o kimsenin hesabı kolayca görülür.” Bunun üzerine Rasulullah s.a.v. buyurdu ki: “O hesab değil o arz’dır.” 

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 5 Hn: 2426; Buhârî, İlim: 17; Müslim, Cennet: 18  Tirmizî: Bu hadis sahih hasendir. Eyyûb’ta aynı şekilde İbn ebî Müleyke’den bu hadisi rivâyet etmiştir.

مَنْ نُوقِشَ الْحِسَابَ هَلَكَ "، قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى يَقُولُ:ف فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ { 7 } فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا { 8 }ق قَالَ: " ذَلِكَ الْعَرْضُ

Hadis Sayfası
Enes r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur:

“Kıyamet günü ademoğlu bir kuzu gibi getirilerek Allah’ın huzurunda durdurulur ve Allah ona şöyle der: Sana dünyada mal mülk hizmetçi ve her şeyi verdim sen onları ne yaptın? O kişi şöyle cevap verecek: Biriktirdim artırdım ve olduğundan fazla şekilde bıraktım beni dünyaya geri çevir onların hepsini sana getireyim.” Allah’ta şöyle buyuracak: Dünyada iken benim rızamı kazanmak için önceden gönderdiğin birşeyler varsa onları göster bakalım o kişi de diyecek ki: Biriktirdim artırdım ve olduğundan fazla bıraktım. Beni geri dünyaya çevir de onların hepsini sana getireyim. Böylece bu kulu hayır adına bir şey yapmadığı görülür ve Cehenneme götürülür.”

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 6 Hn: 2427;  Tirmizî rivâyet etmiştir.  Tirmizî: Pek çok kişi bu hadisi Hasan’dan, Enes’in sözü olarak rivâyet edip Rasûlullah s.a.v.’e isnad etmemişlerdir. İsmail b. Müslim hadis konusunda hafızası yönünden zayıf kabul edilmiştir. bu konuda Ebû Hüreyre ve Ebû Saîd el Hudrî’den de hadis rivâyet edilmiştir.

يُجَاءُ بِابْنِ آدَمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كَأَنَّهُ بَذَجٌ، فَيُوقَفُ بَيْنَ يَدَيِ اللَّهِ، فَيَقُولُ اللَّهُ لَهُ: أَعْطَيْتُكَ وَخَوَّلْتُكَ وَأَنْعَمْتُ عَلَيْكَ، فَمَاذَا صَنَعْتَ؟ فَيَقُولُ: يَا رَبِّ جَمَعْتُهُ وَثَمَّرْتُهُ فَتَرَكْتُهُ أَكْثَرَ مَا كَانَ فَارْجِعْنِي آتِكَ بِهِ، فَيَقُولُ لَهُ: أَرِنِي مَا قَدَّمْتَ، فَيَقُولُ: يَا رَبِّ جَمَعْتُهُ وَثَمَّرْتُهُ فَتَرَكْتُهُ أَكْثَرَ مَا كَانَ فَارْجِعْنِي آتِكَ بِهِ كُلِّهِ، فَإِذَا عَبْدٌ لَمْ يُقَدِّمْ خَيْرًا فَيُمْضَى بِهِ إِلَى النَّارِ

Hadis Sayfası
Ebu Said (Hudri) ve Ebu Hüreyre r.anhüma dediler ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: 

“Kıyamet günü bir kul Allah’ın huzuruna getirilir ve Allah ona şöyle buyurur: Sana göz, kulak, mal ve evlat vermedik mi? hayvanlar ve ekinler vermedik mi? belli yerlerde yetkili olmana ve para kazanmana fırsat tanımadık mı? Bugün benimle bu şekilde buluşacağını da biliyordun değil mi? O kimse hayır Ya Rabbi diyecek Allah’ta şöyle buyuracak: Önceden sen beni ve bugünleri unuttuğun gibi bugün de ben seni unutacağım.” 

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 6 Hn: 2428; İbn Huzeyme, Tevhdi Hn: 222, 243; İbn Ebi Davudi El Bahsü Hn: 34; İbn Cevzi, Ettebsireh Hn: 201; İbnil Buhari, Meşihah Hn: 698 ve diğerleri.  Tirmizî: Bu hadis sahih garibtir. “Bugün de ben seni unutacağım…” sözü: “Bugün de ben seni azaba terk edeceğim” manasında tefsir edilmiştir. Tirmizî: Bazı ilim adamları Araf sûresi 51. ayeti olan “… Biz de onları bugün unutacağız” sözünü; “Bugün onları azaba terk edeceğiz” şeklinde tefsir etmişlerdir.

يُؤْتَى بِالْعَبْدِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، فَيَقُولُ اللَّهُ لَهُ: أَلَمْ أَجْعَلْ لَكَ سَمْعًا وَبَصَرًا وَمَالًا وَوَلَدًا وَسَخَّرْتُ لَكَ الْأَنْعَامَ وَالْحَرْثَ وَتَرَكْتُكَ تَرْأَسُ وَتَرْبَعُ، فَكُنْتَ تَظُنُّ أَنَّكَ مُلَاقِي يَوْمَكَ هَذَا؟ قَالَ: فَيَقُولُ: لَا، فَيَقُولُ لَهُ: الْيَوْمَ أَنْسَاكَ كَمَا نَسِيتَنِي

Hadis Sayfası