İman Konusu


Ebu Said el Hudri (r.a) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Mü’minlerin Cehenneme giren kardeşleri hakkında Rableri ile münakaşaları, dünyada hak uğrunda olan mücadelesinden daha şiddetli olacaktır.” Ebu Said şöyle dedi: “Mü’minler Rablerine diyecekler ki: “Ey Rabbimiz! Bunlar bizim Mü’min kardeşlerimizdi. Bizimle birlikte namaz kılıyorlar, bizimle oruç tutuyorlardı, bizimle hacca gidiyorlardı fakat onları ateşe koymuşsun” Ebu Said diyor ki: “Allah onlara şöyle buyuracak: “Gidin onlardan tanıdıklarınızı oradan çıkarın.” Onlar da onların yanına gider onları yüzlerinden tanırlar, onlardan bir kısmı dizlerine kadar ateş içersindedirler bir kısmı da topuklarına kadar ateşle kalmışlar. Onları çıkarınca: Ey Rabbimiz emrettiklerini çıkardık derler. Allah’ta onlara şöyle buyurur: Kalplerinde dinar ağırlığında İman olanları da oradan çıkarın. Daha sonra kalplerinde yarım dinar ağırlığında İman olanları da çıkarın buyurur. Daha sonra da kalplerinde zerre miktarı İman olanları da çıkarın buyurur. Ebu Said şöyle dedi. Kim bunlara inanmazsa şu ayeti okusun: (Nisa 48) “Allah kendisinden başka birine ilahlık yakıştırandan başkasını asla bağışlamaz ama bağışlanmasını isteyen kimsenin şirk dışındaki günahlarını bağışlar. Allah’a ortak koşanlar gerçekten korkunç bir günah işlemiş olurlar.”

Mamer b. Raşid, el Camii Hn: 20857; Ahmed, Müsned Hn: 11488; Nesai, İman ve Şeraihi: 18 Hn: 5010; İbn Mâce, Mukaddime: 9 Hn: 60; İbn Huzeyme, Tevhid Hn: 430 ve diğerleri.

مَا مُجَادَلَةُ أَحَدِكُمْ فِي الْحَقِّ يَكُونُ لَهُ فِي الدُّنْيَا بِأَشَدَّ مُجَادَلَةً مِنَ الْمُؤْمِنِينَ لِرَبِّهِمْ فِي إِخْوَانِهِمُ الَّذِينَ أُدْخِلُوا النَّارَ "، قَالَ: " يَقُولُونَ: رَبَّنَا إِخْوَانُنَا كَانُوا يُصَلُّونَ مَعَنَا وَيَصُومُونَ مَعَنَا وَيَحُجُّونَ مَعَنَا فَأَدْخَلْتَهُمُ النَّارَ "، قَالَ: " فَيَقُولُ: اذْهَبُوا فَأَخْرِجُوا مَنْ عَرَفْتُمْ مِنْهُمْ "، قَالَ: " فَيَأْتُونَهُمْ فَيَعْرِفُونَهُمْ بِصُوَرِهِمْ فَمِنْهُمْ مَنْ أَخَذَتْهُ النَّارُ إِلَى أَنْصَافِ سَاقَيْهِ، وَمِنْهُمْ مَنْ أَخَذَتْهُ إِلَى كَعْبَيْهِ فَيُخْرِجُونَهُمْ، فَيَقُولُونَ: رَبَّنَا قَدْ أَخْرَجْنَا مَنْ أَمَرْتَنَا "، قَالَ: " وَيَقُولُ: أَخْرِجُوا مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ وَزْنُ دِينَارٍ مِنَ الْإِيمَانِ، ثُمَّ قَالَ: مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ وَزْنُ نِصْفِ دِينَارٍ، حَتَّى يَقُولَ: مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ وَزْنُ ذَرَّةٍ "، قَالَ أَبُو سَعِيدٍ: فَمَنْ لَمْ يُصَدِّقْ، فَلْيَقْرَأْ هَذِهِ الْآيَةَ:ف إِنَّ اللَّهَ لا يَغْفِرُ أَنْ يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَنْ يَشَاءُ إِلَى عَظِيمًاق

Hadis Sayfası
Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Her peygamberin kabul edilecek bir duası vardır. Ben ise bu duamı şefaat olarak ümmetim için sakladım. Bu şefaatim Allah’a ortak koşmadan ölenlere mutlaka ulaşacaktır.”

Tirmizi, Deavat 131 Hn: 3602; Buhari, Deavat: 27; Müslim, İman: 17 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

لِكُلِّ نَبِيٍّ دَعْوَةٌ مُسْتَجَابَةٌ، وَإِنِّي اخْتَبَأْتُ دَعْوَتِي شَفَاعَةً لِأُمَّتِي، وَهِيَ نَائِلَةٌ إِنْ شَاءَ اللَّهُ مَنْ مَاتَ مِنْهُمْ لَا يُشْرِكُ بِاللَّهِ شَيْئًا

Hadis Sayfası
Enes b. Malik r.anhu dedi ki: 

“Rasulullah s.a.v.’den kıyamet gününde bana şefaat etmesini istedim şefaat ederim buyurdu. Ey Allah’ın Rasulü! dedim seni nerde arıyayım? Buyurdular ki: İlk olarak sırat üzerinde ara, Enes: Sizi sırat üzerinde bulamaz isem, Rasulullah s.a.v.: Amellerintartılacağı alet olan mizan denilen terazinin yanında ara buyurdu. Enes, terazinin yanında sizi bulamaz isem? Rasulullah s.a.v.: O zaman Kevser havuzunun yanında ara beni buyurarak ben mutlaka bu üç yerden birinde bulunurum dedi.” 

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 9 Hn: 2433; Ahmed, Müsned Hn: 12414Ehadisi Muhtar Hn: 2410; Elkani, şerhu Usulü itikadi Ehlissüne vel Cemaa Hn: 2220; Mizzi, Tehzibul kemal Hn: 424; Kelabizi, Bahrul Fevaid Hn: 252.  Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir bu şekliyle bilmekteyiz.

َأَلْتُ النَّبِيَّ أَنْ يَشْفَعَ لِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ، فَقَالَ: " أَنَا فَاعِلٌ " قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، فَأَيْنَ أَطْلُبُكَ، قَالَ: " اطْلُبْنِي أَوَّلَ مَا تَطْلُبُنِي عَلَى الصِّرَاطِ "، قَالَ: قُلْتُ: فَإِنْ لَمْ أَلْقَكَ عَلَى الصِّرَاطِ؟ قَالَ: " فَاطْلُبْنِي عِنْدَ الْمِيزَانِ "، قُلْتُ: فَإِنْ لَمْ أَلْقَكَ عِنْدَ الْمِيزَانِ؟ قَالَ: " فَاطْلُبْنِي عِنْدَ الْحَوْضِ فَإِنِّي لَا أُخْطِئُ هَذِهِ الثَّلَاثَ الْمَوَاطِنَ

Hadis Sayfası
Ebû Hüreyre r.anhu dedi ki:

Rasulullah s.a.v.’e et getirildi ve ön but kısmı takdim edildi çünkü o etin bu kısmından hoşlanırdı. Etten bir parça ısırdı ve şöyle buyurdu: “Kıyamet günü insanların en saygıdeğeri ben olacağım bunun niçin böyle olacağını biliyor musunuz? Dinleyin! Anlatayım; Allah bütün insanları öncekileriyle ve sonrakileriyle hepsini büyük ve düz bir alanda toplayacak ve söyleyeceği her söz tüm insanlığa duyurulacakgözler bu manzaralara şahid olacak, güneş kendilerine o kadar yaklaştırılacak ki sıkıntı ve keder güç yetiremeyecek, çekilmez hale gelecek ve insanlar birbirlerine; Başınıza gelenleri görmüyor musunuz? Rabbiniz yanında size şefaat edebilecek birine bakmıyormusunuz? İnsanlar birbirlerine, Adem’e müracaat ediniz deyip ona gelecekler ve şöyle konuşacaklar: Sen tüm insanların babasısın, Allah seni eliyle yarattı ruhundan üfürdü ve meleklere secde etmelerini emretti, onlar da sana secde ettiler. Rab­binin yanında bize şefaat et. Ne durumda olduğumuzu görüyorsun, görüyorsun ki halimizi! Adem onlara şöyle diyecek: “Rabbim bugün o derece gazablanmış ki, bu güne kadar bu şekilde gazablanmamış ve bundan sonra da böylesine gazablanmayacaktır. Cennet’te bir ağaca yaklaşma demişti de ben hata edip o ağacın meyvesinden yemiştim. Ben kendi derdime düşmüşüm! Başka birine gidin; Nuh'a gelecekler ve diyecekler ki: “Ey Nuh! Yeryüzüne gönderilen peygamberlerin il­k olanlarındansın. “Allah, seni çok şükreden kul” olarak vasıflandırmıştır.Rabbinin yanında bize şefaat et! Ne halde olduğumuzu görü­yor ve ne duruma geldiğimizi biliyorsun!” Nuh a.s onlara şöyle cevap verecek: “Rabbim bugün o derece gazablanmış ki, bugüne kadar bu şekilde hiç gazablanmamış bundan sonra da böylesine gazablanmayacaktır. Ben de kavmime beddua edip Allah’a karşı bir suç işlemiştim bu yüzden benim derdim bana yeter siz başkasına gidin, İbrahim'e gidiniz! Sonra İbrahim’e gelirler ve şöyle derler: Ey İbrahim! Sen Allah'ın Peygamberi ve yeryüzü halkı içerisinde O'nun tek dostusun. Rabbin ya­nında bizim için şefaat ediver! Ne halde olduğumuzu görüyorsun? İbrahim şöyle der: “Rabbim bugün o derece gazablanmış ki, bugüne kadar bu şekilde hiç gazablanmamış bundan sonra da bu şekilde gazablanmayacaktır. Ben hayatım boyunca üç yerde yalan söylemiştim Ebu Hayyan’ın rivayetinde bu, yalan söylediği üç yer sayılır) Dolayısıyla benim derdim bana yeter siz başkasına gidin, Musa'ya gidin! Sonra insanlar Musa'ya gelirler ve şöyle derler: Ey Musa! “Sen Allah'ın Rasulüsün Allah sana, kitap vererek veseninle konuşarak seni insanlardan üstün kılmıştır. Rabbin yanında bize şefaat et! Durumuzu görmüyor musun! Musa’da şöyle diyecek: “Rabbim bugün çook şiddetli derecede gazablanmış ki, bugüne kadar bu şekilde hiç gazablanmamış bundan sonra da bu şekilde gazablanmayacaktır. Ben de bir zamanlar bana emredilmemesine rağmen bir adam öldürmüştüm o şuç bana yeter. Dolayısıyla benim derdim bana yeter siz başkasına gidin, İsa'ya gidin! Sonra İsa'ya gelirler ve şöyle derler, “Sen Allah'ın rasulü ve Meryem'e ilka ettiği kelimesi ve Ruhundan üfürdüğü kimsesin. Beşikte insanlarla konuşan sensin, Rabbinin yanında bize şefaat et! Durumumuzu görüyorsun! İsa şöyle diyecek: “Rabbim bugün o derece gazablanmış ki, bugüne kadar bu şekilde hiç gazablanmamış bundan sonra da bu şekilde gazablanmayacaktır. İsa, kendi için işlediği bir günah zikretmemiştir. Benim de kendi derdim bana yeter siz başkasına gidin, Muhammed (s.a.v.)’e gidin! Rasulullah s.a.v. şöyle buyurdu: “Muhammed (s.a.v.)’e gelecekler ve şöyle diyecekler Ey Muhammed! Sen, Allah'ın Rasulü, peygamberlerin sonuncususun. Geçmiş ve gelecek bütün günahları bağışlanan sensin. Rabbin yanında bize şefaat et! Durumumuzu görüyorsun! Bende hemen hareket edip arşın altına gelir ve Rabbime secdeye kapanırım. Sonra Allah, o anda benden önce kimseye nasip etmediği hamd ve övgülerden öyle şeyler bana ilham edecektir. Sonra “Ya Muhammed!” denilecek, “kaldır başını secdeden; iste isteğin yerine getirilecektir. Şefaat et şefaatin de kabul edilecektir. Başımı kaldıracağım ve “Ya Rabbi, ümmetim! Ya Rabbi, ümmetim! Ya Rabbi, ümmetim!” diyeceğim. Allah, Ya Muhammed! diyecek, ümmetinden hesaplaşması olmayanları, Cennet kapılarının sağından girdir bu girecek kimseler diğer tüm kapılardan da girebilirler. Sonra Rasulullah s.a.v. şöyle devam etti: Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin olsun ki Cennet kapılarından iki kanadın arası Mekke ile Hecer veya Mekke ile Busra arası kadardır.”

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 10 Hn: 2434;  Buhârî, Ehadisül Enbiya: 5 Hn: 4712; Müslim, İman: 84 Hn: 196; Ahmed, Müsned Hn: 9340; İbn Mübarek, Müsned Hn: 101; Ebi Şeybe, Musannef Hn: 32207; İbn Hibban, Sahih Hn: 6465; Nesai, Sünenil Kübra Hn: 11222; Ebu Avane, Müstahreç Hn: 437, 438; İbn Büşran, Emali Hn: 4; İbn Ebi Asım, Essünne Hn: 811; İbn Huzeyme, Tevhid Hn: 347; İbn Mende, İman Hn: 458, 880, 882; Şerhus Sünne Hn: 4332; Camiul Müsned Hn: 125; Beyhaki, Delailin Nübüvve Hn: 2233; El Envar fi Şemaili nebiyyil Muhtar Hn: 72; Henned b Siri, Zühd Hn: 183; İbn Ebid Dünya, El Ahval Hn: 154; Mervezi, Tazimi Kadris Salat Hn: 270 ve diğerleri. Garip Osman der ki: Hadis müttefakun aley merfu ve sahihtir. Hadisin baş kısmı meşhurdur. Tirmizi: Bu konuda Ebû Bekir es Sıddîk, Enes, Ukbe b. Âmir ve Ebû Saîd’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Hayyan et Teymî’nin ismi Yahya b. Saîd b. Hayyan olup Küfelidir ve güvenilir bir kimsedir. Ebû Zür’a b. Amr b. Cerir’in ismi ise Herîm’dir.

أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ بِلَحْمٍ فَرُفِعَ إِلَيْهِ الذِّرَاعُ فَأَكَلَهُ، وَكَانَتْ تُعْجِبُهُ فَنَهَسَ مِنْهَا نَهْسَةً، ثُمَّ قَالَ: " أَنَا سَيِّدُ النَّاسِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، هَلْ تَدْرُونَ لِمَ ذَاكَ؟ يَجْمَعُ اللَّهُ النَّاسَ الْأَوَّلِينَ وَالْآخِرِينَ فِي صَعِيدٍ وَاحِدٍ فَيُسْمِعُهُمُ الدَّاعِي، وَيَنْفُذُهُمُ الْبَصَرُ، وَتَدْنُو الشَّمْسُ مِنْهُمْ فَيَبْلُغُ النَّاسُ مِنَ الْغَمِّ وَالْكَرْبِ مَا لَا يُطِيقُونَ، وَلَا يَحْتَمِلُونَ، فَيَقُولُ النَّاسُ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ: أَلَا تَرَوْنَ مَا قَدْ بَلَغَكُمْ؟ أَلَا تَنْظُرُونَ مَنْ يَشْفَعُ لَكُمْ إِلَى رَبِّكُمْ؟ فَيَقُولُ النَّاسُ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ: عَلَيْكُمْ بِآدَمَ، فَيَأْتُونَ آدَمَ فَيَقُولُونَ: أَنْتَ أَبُو الْبَشَرِ، خَلَقَكَ اللَّهُ بِيَدِهِ، وَنَفَخَ فِيكَ مِنْ رُوحِهِ، وَأَمَرَ الْمَلَائِكَةَ فَسَجَدُوا لَكَ، اشْفَعْ لَنَا إِلَى رَبِّكَ، أَلَا تَرَى مَا نَحْنُ فِيهِ، أَلَا تَرَى مَا قَدْ بَلَغَنَا، فَيَقُولُ لَهُمْ آدَمُ: إِنَّ رَبِّي قَدْ غَضِبَ الْيَوْمَ غَضَبًا لَمْ يَغْضَبْ قَبْلَهُ، وَلَنْ يَغْضَبَ بَعْدَهُ مِثْلَهُ، وَإِنَّهُ قَدْ نَهَانِي عَنِ الشَّجَرَةِ فَعَصَيْتُ، نَفْسِي نَفْسِي نَفْسِي، اذْهَبُوا إِلَى غَيْرِي، اذْهَبُوا إِلَى نُوحٍ، فَيَأْتُونَ نُوحًا فَيَقُولُونَ: يَا نُوحُ أَنْتَ أَوَّلُ الرُّسُلِ إِلَى أَهْلِ الْأَرْضِ، وَقَدْ سَمَّاكَ اللَّهُ عَبْدًا شَكُورًا اشْفَعْ لَنَا إِلَى رَبِّكَ، أَلَا تَرَى إِلَى مَا نَحْنُ فِيهِ، أَلَا تَرَى مَا قَدْ بَلَغَنَا، فَيَقُولُ لَهُمْ نُوحٌ: إِنَّ رَبِّي قَدْ غَضِبَ الْيَوْمَ غَضَبًا لَمْ يَغْضَبْ قَبْلَهُ مِثْلَهُ، وَلَنْ يَغْضَبَ بَعْدَهُ مِثْلَهُ، وَإِنَّهُ قَدْ كَانَ لِي دَعْوَةٌ دَعَوْتُهَا عَلَى قَوْمِي، نَفْسِي نَفْسِي نَفْسِي، اذْهَبُوا إِلَى غَيْرِي، اذْهَبُوا إِلَى إِبْرَاهِيمَ، فَيَأْتُونَ إِبْرَاهِيمَ فَيَقُولُونَ: يَا إِبْرَاهِيمُ أَنْتَ نَبِيُّ اللَّهِ، وَخَلِيلُهُ مِنْ أَهْلِ الْأَرْضِ، اشْفَعْ لَنَا إِلَى رَبِّكَ، أَلَا تَرَى مَا نَحْنُ فِيهِ، فَيَقُولُ: إِنَّ رَبِّي قَدْ غَضِبَ الْيَوْمَ غَضَبًا لَمْ يَغْضَبْ قَبْلَهُ مِثْلَهُ، وَلَنْ يَغْضَبَ بَعْدَهُ مِثْلَهُ، وَإِنِّي قَدْ كَذَبْتُ ثَلَاثَ كَذِبَاتٍ، فَذَكَرَهُنَّ أَبُو حَيَّانَ فِي الْحَدِيثِ، نَفْسِي نَفْسِي نَفْسِي، اذْهَبُوا إِلَى غَيْرِي، اذْهَبُوا إِلَى مُوسَى، فَيَأْتُونَ مُوسَى فَيَقُولُونَ: يَا مُوسَى أَنْتَ رَسُولُ اللَّهِ فَضَّلَكَ اللَّهُ بِرِسَالَتِهِ وَبِكَلَامِهِ عَلَى الْبَشَرِ، اشْفَعْ لَنَا إِلَى رَبِّكَ، أَلَا تَرَى مَا نَحْنُ فِيهِ، فَيَقُولُ: إِنَّ رَبِّي قَدْ غَضِبَ الْيَوْمَ غَضَبًا لَمْ يَغْضَبْ قَبْلَهُ مِثْلَهُ، وَلَنْ يَغْضَبَ بَعْدَهُ مِثْلَهُ، وَإِنِّي قَدْ قَتَلْتُ نَفْسًا لَمْ أُومَرْ بِقَتْلِهَا، نَفْسِي نَفْسِي نَفْسِي، اذْهَبُوا إِلَى غَيْرِي، اذْهَبُوا إِلَى عِيسَى، فَيَأْتُونَ عِيسَى فَيَقُولُونَ: يَا عِيسَى أَنْتَ رَسُولُ اللَّهِ، وَكَلِمَتُهُ أَلْقَاهَا إِلَى مَرْيَمَ، وَرُوحٌ مِنْهُ، وَكَلَّمْتَ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ، اشْفَعْ لَنَا إِلَى رَبِّكَ، أَلَا تَرَى مَا نَحْنُ فِيهِ، فَيَقُولُ عِيسَى: إِنَّ رَبِّي قَدْ غَضِبَ الْيَوْمَ غَضَبًا لَمْ يَغْضَبْ قَبْلَهُ مِثْلَهُ، وَلَنْ يَغْضَبَ بَعْدَهُ مِثْلَهُ، وَلَمْ يَذْكُرْ ذَنْبًا، نَفْسِي نَفْسِي نَفْسِي، اذْهَبُوا إِلَى غَيْرِي، اذْهَبُوا إِلَى مُحَمَّدٍ، قَالَ: فَيَأْتُونَ مُحَمَّدًا فَيَقُولُونَ: يَا مُحَمَّدُ أَنْتَ رَسُولُ اللَّهِ، وَخَاتَمُ الْأَنْبِيَاءِ، وَقَدْ غُفِرَ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ، اشْفَعْ لَنَا إِلَى رَبِّكَ، أَلَا تَرَى مَا نَحْنُ فِيهِ، فَأَنْطَلِقُ فَآتِي تَحْتَ الْعَرْشِ فَأَخِرُّ سَاجِدًا لِرَبِّي، ثُمَّ يَفْتَحُ اللَّهُ عَلَيَّ مِنْ مَحَامِدِهِ وَحُسْنِ الثَّنَاءِ عَلَيْهِ شَيْئًا لَمْ يَفْتَحْهُ عَلَى أَحَدٍ قَبْلِي، ثُمَّ يُقَالَ: " يَا مُحَمَّدُ ارْفَعْ رَأْسَكَ، سَلْ تُعْطَهْ، وَاشْفَعْ تُشَفَّعْ، فَأَرْفَعُ رَأْسِي "، فَأَقُولُ: يَا رَبِّ أُمَّتِي، يَا رَبِّ أُمَّتِي، يَا رَبِّ أُمَّتِي، فَيَقُولُ: " يَا مُحَمَّدُ أَدْخِلْ مِنْ أُمَّتِكَ مَنْ لَا حِسَابَ عَلَيْهِ مِنَ الْبَابِ الْأَيْمَنِ مِنْ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ، وَهُمْ شُرَكَاءُ النَّاسِ فِيمَا سِوَى ذَلِكَ مِنَ الْأَبْوَابِ "، ثُمَّ قَالَ: وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ مَا بَيْنَ الْمِصْرَاعَيْنِ مِنْ مَصَارِيعِ الْجَنَّةِ كَمَا بَيْنَ مَكَّةَ وَهَجَرَ، وَكَمَا بَيْنَ مَكَّةَ وَبُصْرَى

Hadis Sayfası
Enes r.anhu dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

“Şefaatim, ümmetimden büyük günah işleyenleredir.”

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 11 Hn: 2435;  İbn Mâce, Zühd: 37; Ebû Dâvûd, Edeb: 21 Hn: 4739; Ahmed, Müsned Hn: 12810; İbn Hibban, Sahih Hn: 6606; Hakim, Müstedrek Hn: 209, 211; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 14559, 19128; Bezzar, Müsned Hn: 6963; Ebu Yala, Müsned Hn: 3284, 4105; Müsnedi, Şihab Hn: 236; Keşful Estar Hn: 3464; Taberani, Mucemüs Sağir Hn: 160 ve Mücemül Evsat Hn: 3566, 8518 ve Mucemül Kebir Hn: 749; İbn Makrai, Mucem Hn: 637; Taciddin Subki, Mucemüş Şuyuh Hn: 131; Cürcani, Emali Hn: 280; İbn Ebi Asım, Sünen Hn: 831, 832İbn Huzeyme, Tevhid Hn: 392, 393,397; Acuri, Eşşeria Hn: 491, 494; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 310 ve El itikad ila Sebilil Reşad Hn: 180;; Usulüs Sünne Hn: 121; Ebu Naim, Hilyetül Evliya Hn: 10757 ve daha onlarcası. Hadis merfu, meşhur ve sahihtir. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen sahih garibtir. Bu konuda Câbir’den de hadis rivâyet edilmiştir.

شَفَاعَتِي لِأَهْلِ الْكَبَائِرِ مِنْ أُمَّتِي

Hadis Sayfası
Cabir b. Abdullah r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: 

Şefaatimden ümmetimden büyük günah işleyen kimseleredir.”
Ravi Muhammed b. Ali diyor ki: Cabir bana şöyle dedi: Ey Muhammed büyük günah işlemeyen kimsenin şefaate ne ihtiyacı vardır?

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 11 Hn: 2436 ve İlelil Kebir Hn: 617; İbn Mâce, Zühd: 37; Ebû Dâvûd, Edeb: 21; İbn Huzeyme, Tevhid Hn: 395, 396; İbn Hibban, Sahih Hn: 6605; Hakim, Müstedrek Hn: 212, 213; Tahalisi, Müsned Hn: 1774; Acuri, Eşşeria Hn: 489; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 311; İbn Abdilber, Temhid Hn: 3252 ve daha niceleri.  Tirmizî: Bu hadis Cafer b. Muhammed rivâyeti olarak garibtir. Hakim de Buhari ve Müslimin şartına göre sahihtir ama tahriç etmediler demektedir.

شَفَاعَتِي لِأَهْلِ الْكَبَائِرِ مِنْ أُمَّتِي "، قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيٍّ: فَقَالَ لِي جَابِرٌ: يَا مُحَمَّدُ مَنْ لَمْ يَكُنْ مِنْ أَهْلِ الْكَبَائِرِ فَمَا لَهُ وَلِلشَّفَاعَةِ

Hadis Sayfası
Ebu Umame r.anhu diyor ki: Rasûlullah s.a.v.’den işittim şöyle diyordu: 

“Rabbim bana ümmetimden yetmiş bin kişiyi hesap ve azab görmeden Cennete koyacağını vaad etti, aynı zamanda her bin kişiyle birlikte yetmiş bin kişi ve Rabbinin isteyeceği kadarın üç misliyi de vaad etti.” 

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 12 Hn: 2437; İbn Mâce, Zühd: 34 Hn: 4287; Dârimi, Rikak: 86; Ebi Şeybe, Musannef Hn: 32247; İbn Ebi Asım, Essünne Hn: 589; Beyhaki, Esmau ves Sıfat Hn: 723; Zehebi, Siyeri elamül Nübela Hn: 10829 ve daha niceleri. Garip Osman der ki: Hadis merfu, meşhur ve hasendir. Rafia elCüheni ve Enes r.a.dan d rivayeti vardır.  Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir.

وَعَدَنِي رَبِّي أَنْ يُدْخِلَ الْجَنَّةَ مِنْ أُمَّتِي سَبْعِينَ أَلْفًا لَا حِسَابَ عَلَيْهِمْ وَلَا عَذَابَ مَعَ كُلِّ أَلْفٍ سَبْعُونَ أَلْفًا وَثَلَاثُ حَثَيَاتٍ مِنْ حَثَيَاتِهِ

Hadis Sayfası
Hasanı Basri r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

“Osman b. Afvan; kıyamet günü Rabia ve Mudar kabileleri sayısı kadar insana şefaat edecektir.” 

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 12 Hn: 2439; Ahmed, Fedailis Sahabe 866; Abdullah b. Ahmed, Fedaili Usman b. Affan Hn: 164; Acuri, Eşşeria Hn: 525. Garip Osman der ki: Hadis merfu, mürsel ve leyyindir.

" يَشْفَعُ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِمِثْلِ رَبِيعَةَ، وَمُضَرَ

Hadis Sayfası
Ebu Said r.anh'dan: Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu: 

“Ümmetim içinde büyük guruplara şefaat edecek kimse vardır. Bir kabile kadar insan gurubuna şefaat edecek kimse vardır. Belli bir guruba şefaat edecek kimseler de vardır. Kimi de bir kişiye şefaat edecektir ve bu şefaat edilenler Cennete gireceklerdir.” 

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 12 Hn: 2439;  Müsned: 10721 Tirmizî: Bu hadis hasendir.

إِنَّ مِنْ أُمَّتِي مَنْ يَشْفَعُ لِلْفِئَامِ مِنَ النَّاسِ، وَمِنْهُمْ مَنْ يَشْفَعُ لِلْقَبِيلَةِ، وَمِنْهُمْ مَنْ يَشْفَعُ لِلْعَصْبَةِ، وَمِنْهُمْ مَنْ يَشْفَعُ لِلرَّجُلِ، حَتَّى يَدْخُلُوا الْجَنَّةَ

Hadis Sayfası
Avf b. Mâlik el Eşcai r.anh dedi ki: Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

“Rabbimin katından bir melek bana geldi ve beni ümmetimin yarısını Cennete sokmak ileşefaat yetkisi arasında serbest bıraktı da ben şefaat etmeyi seçtim. Bu şefaat de Allah’a ortak koşmadan ölenleredir.”

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 12 Hn: 2439; Usdul Gabe Hn: 1320;  İbn Mâce, Zühd: 38; Ebi Şeybe, Musannef Hn: 32285; mamer b. Raşid, Camii Hn: 20865; Taberani, Mucemül Kebir Hn: 133, 136; İbn Ebi Asım, Essünne Hn: 818 Garip Osman der ki: Tirmizi, Uzunca bir hadisi muhtasar bir bölümünü rivayet etmiştir. Diğerleri bütün olarak rivayet etmiştir. İlerde o da eklenecek inşallah. Hadis merfu, ve Müslim'in şartına göre sahihtir. Tirmizi: Bu hadis Ebû’l Melih’den ve Peygamber ashabından başka bir kimseden rivâyet edilmiş olup“Avf b. Mâlik’den” denmemiştir. Bu hadis buradakinden uzuncadır. Kuteybe Ebû Avâne vasıtasıyla Katâde’den, Ebû’l Melih’den, Avf b. Mâlik’den bu hadisin bir benzerini bize aktarmışlardır.

أَتَانِي آتٍ مِنْ عِنْدِ رَبِّي فَخَيَّرَنِي بَيْنَ أَنْ يُدْخِلَ نِصْفَ أُمَّتِي الْجَنَّةَ وَبَيْنَ الشَّفَاعَةِ، فَاخْتَرْتُ الشَّفَاعَةَ، وَهِيَ لِمَنْ مَاتَ لَا يُشْرِكُ بِاللَّهِ شَيْئًا

Hadis Sayfası
Ebu Bekr es-Sıddik anlatıyor:

Bir sabah, Resulullah (saJiallahu aleyhi vesellem) sabah namazını kılıp oturdu. Kuşluk vakti olunca güldü. Sonra öğle, ikindi ve akşam namazını kılana kadar oturup kaldı. Yatsı namazına kadar geçen bu sürede hiç konuşmadı. Yatsı namazını kılınca evine gitti. Halk Ebu Bekr' e: "Resulullah' a (sallallahu aleyhi vesellem) neyi olduğunu sormayacak mısın? Bugün daha önce hiç yapmadığı bir şey yaptı" dediler. Ebu Bekr, Resulullah'a (sallallahu aleyhi w.sellem) sorunca, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şu karşılığı verdi: "Dünyadan ve ahiretten olacak şeyler bana gösterildi. Evvelkiler ve sonrakiler bir yerde toplandı. İnsanlar bundan korkup ağızlanna kadar tere batmış bir şekilde Hz. Adem'e gittiler ve: «Ey Adem! Sen insanlığın babasısın ve Allah seni üstün kılmıştır. Bizim için Rabbin katında şefaatçi ol» dediler. Hz. Adem şöyle dedi: "Ben de sizin karşılaştığınız şeyle karşılaştım. Babanızdan sonra babanız olan Nuh'a gidiniz. "Gerçekten Allah, Adem'i, Nuh'u ve lbrahim ailesiyle lmran hanedanını süzüp 31emler üzerine seçti." {Ali İmran Sur. 33) Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle devam etti: "İnsanlar Nuh' a gidip: «Bizim için Rabbin katında şefaatçi ol. Allah seni üstün kılmış ve duanı kabul ederek yeryüzünde kafirlerden hiç kimseyi bırakmamıştır» derler. Hz. Nuh: «İbrahim'e gidiniz. Çünkü Allah onu dost edinmiştir» der. İbrahfm'e giderler. Hz. İbrahim onlara: «Sizin istediğiniz bende değildir. Siz Musa'ya gidiniz. Çünkü Allah onunla konuşmuştur. (Musa'ya gittiklerinde) Onlara der ki: «Sizin istediğiniz bende değildir. Siz İsa b. Meryem'e gidiniz. Çünkü o, kör olanın gözlerini açar, alaca hastalığı olanın hastalığını giderir ve ölüleri diriltirdi.» (İnsanlar İsa'ya gittiklerinde) onlara der ki: «Sizin istediğiniz bende değildir. Siz Adem'in çocuklannın en üstününe gidiniz. Kıyamet günü kabirden çıkacak ilk kişi odur. Muhammed'e (sallallahu aleyhi vesellem) gidiniz. O Rabbinizden sizin için şefaat dileyecektir.» İnsanlar, böylece ResUlullah'a (sallallahualeyhivesellem) giderler ve Cibril Rabbinin huzuruna vanr ve Yüce Allah: «(Muhammed'e (sailallahu aleyhi vesellem) izin ver ve onu Cennetle müjdele» buyurur. Cibrfl huzurdan aynlır (ve O'na (sallallahu aleyhi ve.sellem) bunu söyler. ResUlullah (saDallahu aleyhi vesellem) bir hafta daha secdede kalır. Yüce Allah: «Başını kaldır. Söyle, sözün dinlenecektir! Şefaatte bulun, şefaatin kabul edilecektir!» buyurur. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle devam etti: "ResUlullah (sallallaluı aleyhi vesellem) başını secdeden kaldınr ve Rabbine nazar edince bir hafta kadar daha secdeye kapanır. Yüce Allah: «Başını kaldır. Söyle, sözün dinlenecektir! Şefaatte bulun, şefaatin kabul edilecektir!» buyurur." Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) devam etti: "ResUlullah (sailallahu aleyhi vesellem) bir daha secdeye varmak istediğinde Cibril pazılanndan tutar ve Allah ona hiçbir insandan kabul etmediği dualan ondan kabul eder. Resulullah (saDallahu aleyhi vesellem) der ki: «Ey Rabbim! Beni A.demoğullannın en üstünü olarak yarattın. Bunu övünmek için söylemiyorum. Kıyamet günü kabirden çıkacak ilk kişi de ben'im. Bunu övünmek için söylemiyorum. Hatta Havz'a yanıma varacak kimseler; San'a ile Eyle arası kadar büyüklükte olan alanda bulunan insanlardan daha fazladır.» Sonra şöyle denir: «Sıddıklan çağınnız şefaat etsinler.» Sonra: «Peygamberleri çağınn» denir. Peygamberler, kimisi on kişiden daha fazla insanla, kimi beş altı kişiyle; kimisi de tek başına gelirler. Sonra: «Şehitleri çağınn; dilediklerine şefaat etsinler» denir. Şehitler şefaat ettiklerinde Yüce Allah: «Ben merhametlilerin en merhametlisiyim. Bana ortak koşmayanı Cennetime sokun» buyurur. Cennete girerler; sonra Yüce Allah: «Cehenneme bakınız; az da olsa hayır yapan kimseyi bulabilecek misiniz» buyurur. Cehennemde bir adamı bulurlar ve: «Az da olsa bir hayır yaptın mı?» diye sorarlar. Adam: «Hayır, ama alışverişimde insanlara karşı müsamahakô.r davranırdım» der. Yüce Allah: «Kullanma müsamahakô.r davrandığı gibi bu kuluma müsamahakar davranınız» buyurur. Sonra bir adamı Cehennemden çıkarırlar. (Yüce Allah) ona: «Az da olsa bir hayır yaptın mı?» diye sorar. Adam der ki: «Hayır, ancak oğluma: "Öldüğüm zaman beni yakınız; sonra öğütünüz sürme gibi olduğumda (toz haline geldiğimde) beni denize götürüp rüzgarda savurunuz. Vallahi böylece Alemlerin Rabbi bana azab edemez» dedim." Yüce Allah: «Neden böyle yaptın?» diye sorunca; adam: «Senden korktuğum için» der. Allah: «En büyük kralın sahip olduklanna bak; onlann aynısı ve on katı senindir» buyurur. Adam: «Sen kendin kral olduğun halde neden benimle alay ediyorsun?» der." Resülullah (sallalJahu aleyhi vesellem): "Kuşluk vaktinden beri gülmemin sebebi işte budur" dedi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 18 Hn: 18507 *Ahmed ve yakın metinle EbCı Ya'la ile Bezzar rivayet ettiler. Hepsinin ravileri güvenilirdir. 1 1 Ahmed (15), Ebu Ya'la (56) ve Bezzar (3465) rivayet etti. ve şöyle dedi: "Bu hadisi sadece Ebu Huneyde (Bera b. Nevfel) ile Viilan el-Adev'i'nin rivayet ettiklerini biliyoruz. Hadiste bulunan illete rağmen ilim ehli bunu rivayet etmiştir." İbnu'l-Cevzi, el-İlel el- Mütenılhiye'de (1539) naklediyor: "Darakutn'i: "Bu hadis sabit değildir" dedi. Aynca İbn Eb'i Asım, Sünne' de (812) rivayet etti.

Hadis Sayfası
Ebü Eyyüb el-Ensari, Resulullah'ın (sailallahualeyhi vesellem) bir gün yanlarına çıkıp şöyle dediğini nakleder:

"Rabbim beni, yetmiş bin kişinin affedilerek hesaba çekilmeden cennete girmesiyle ümmetim için katında sakladığı şey arasında muhayyer bıraktı." Sahabeden bazıları: "Ya Resülallah! Rabbin onu saklıyor mu?" diye sordu. Resülullah (sailallahu aleyhiveselleın) (evine) girip sonra tekbir getirerek çıktı ve: "Allah benim için; hesapsız bir şekilde Cennete girecek her bin kişiye yetmiş bin kişi ekledi. Sakladığı şey de hala katında durmaktadır" buyurdu. Ebü Ruhm: "Ey Ebü Eyyüb! Rest1lullah (sallallahu aleyhi veselleın) için saklanan şey nedir?" diye sorunca halk onu azarlayarak: "Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) için saklanan şeyden sana ne?" dediler. Ebü Eyyüb şöyle dedi: "Onu bırakınız. Size Resulullah (sallallahu aleyhi veselleın) için saklanan şeyi söyleyeyim. Zannedersem, hatta eminim diyebilirim; Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) için saklanan şey; ResO.lullah' ın (sallallahu aleyhi vesellem): «Rabbim! Allahtan başka ilah olmadığına, Onun ortağı bulunmadığına ve Muhammed'in de Allah'ın kulu ve Resulü olduğuna diliyle ve kalbiyle tasdik edip şahadet edeni Cennete sok» demesidir."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 18 Hn: 18508 *Ahmed ve Taberani rivayet ettiler. Ravilerden, Beni Seri kabilesinden Abdullah b. Naşir'i tanımıyorum. İbn Lehia'yı ise çoğunluk zayıf bulmuştur.1 1 Ahmed (5/413) ve Taberani, M. el-Keblr'inde (3882) rivayet etti.

Hadis Sayfası
Cabir b. Abdillah der ki:

Resfilullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) ~ ailesinin Burre adında bir hizmetçisi vardı. Bir adam onunla karşılaşh ve: "Ey Burre! Saçlarını ört. Zira Allah kahnda Muhammed'in sana bir faydası olmaz" dedi. Burre olanları Resülullah'a (saDallahu aleyhi vesellem) haber verince, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) cübbesini ardında sürüyerek yanakları kızarmış bir şekilde çıktı. Biz Ensar topluluğu, cübbesini sürüdüğü ve yanakları kızardığı zaman öfkeli olduğunu anlardık. Silahları alıp yanına gittik ve: "Ya Resulallah! Bize dilediğin şeyi emret. Seni hak olarak gönderene yemin olsun ki; eğer annelerimizi, babalarımızı ve çocuklarımızı (öldürmemizi) emretsen bu emrini yerine getirirdik" dedik. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) minbere çıktı; Allah' a hamdü sena ederek: "Ben kimim?" diye sordu. Biz: "Sen Allah'ın Resulüsün" deyince: "Evet, ama ben kimim?" dedi. Biz: "Sen, Muhammed b. Abdillah b. Abdilmuttalib b. HAşim b. AbdimenAf' sın" dedik. Resülullah (sallallahualeyhi vesellem): "Ben Ademoğullannın efendisiyim. Bunu böbürlenmek için söylemiyorum. (Kıyamet günü kabirden kalkıp) başındaki toprağı ilk silkeleyecek kişi benim. Bunu böbürlenmek için söylemiyorum. Cennete girecek ilk kişiyim. Bunu böbürlenmek için söylemiyorum. Bazılanna ne oluyor da benim akrabalığımın faydasının olmadığını iddia ediyorlar. Bu iş iddia ettikleri gibi değildir. Muhakkak ki ben şefaat edeceğim. O kadar şefaat edeceğim ki; şefaat ettiğim kişi şefaat etmek isteyecek ve onun da şefaati kabul edilecektir. Hatta İblis bile şefaatten faydalanmak için uzanacaktır" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 18 Hn: 18509 *Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat'ında rivayet etti. Ravileri, Ubeyd b. İshak el-Attar ve Kasım b. Muhammed b. Abdillah b. Muhammed b. Akil çok zayıf olmalarına rağmen güvenilir bulunmuştur.

Hadis Sayfası
Ukbe b. Amir, Resulullah'ın (sallailahu aleyhi vesellem) şöyle buyurduğunu nakleder:

"Allah, evvelkileri ve sonrakileri bir araya toplayıp aralannda hüküm verdiği ve hesaba çekilme bittiği zaman müminler şöyle derler: «Allah aramızda hüküm verdi. Rabbimize karşı bize şefaatçi olacak birisini bulalım. Beraber Hz. Adem' e gidelim. Çünkü o bizim babamızdır ve Allah onu kendi eliyle yaratmış ve onunla konuşmuştur.» Hz. Adem'e giderler ve kendilerine şefaatçi olmasını isterler. Hz. Adem: «Nuh'a gidiniz» der. Nuh'a giderler. Nuh, İbrahfm'e gitmelerini söyler. İbrahfm'e giderler, Hz. İblahfm Musa'ya gitmelerini söyler. Musa'ya giderler. Hz. Musa, İsa'ya gitmelerini söyler. İsa'ya giderler, Hz. İsa: «Ben size ümmi peygambere gitmenizi tavsiye ederim» der. Bunun üzerine bana gelirler, Allah bana kalkmak için izin verir. Kalktığımda oturduğum yerden, güzel koku koklamış herkesin kokladığı kokudan daha da hoş bir koku rüzgan yayılır. Nihayet Rabbimin huzuruna geleceğim, benim şefaatimi kabul edecek ve bana saçımdan ayağımın tırnağına kadar bir nur ihsan edecek. Sonra kafirler şöyle diyecekler: «Müminler kendilerine şefaat edecek kimseyi buldular, peki bize kim şefaat edecek? Bu, İblis'ten başkası olamaz. Bizi saptıran odur» diyecekler ve bunun üzerine İblis'in yanına gidecekler. İblis ayağa kalkınca, oturduğu yerden koku koklamış herkesin şimdiye kadar kokladığı en kötü koku yayılacak. Sonra onları Cehenneme sokacak ve o anda iş olup bitince, şeytan: «Doğrusu Allah size gerçeği söz vermişti. Ben de size söz verdim, ama sonra caydım» (İbrahim Sur. 22) diyecek."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 18 Hn: 18510 *Taberani rivayet etti. Ravilerden Abdurrahman b. Ziyad b. En'um zayıftır.

Hadis Sayfası