Talak Boşanma Kategorisi


Yunus b. Cübeyr rahimullah der ki:

Abdullah b. Ömer’e: “Hayız halinde karısını boşayan kişinin durumundan sordum.” Dedi ki: “Abdullah b. Ömer’i tanır mısın? O da karısını hayızlı iken boşamıştı.” Sonra Ömer Peygamber (s.a.v.)’e sordu: O’da: “Karısına dönmesini emretmişti.” Yunus diyor ki: O halde bu boşama geçerli midir? dedim. İbn Ömer diyor ki: “Niçin geçerli olmasın? İbn Ömer acizlik gösterse ve ahmaklık etse boşama geçersiz mi olmalı?”

Buhari, Talak: 1; Müslim, Talak: 1; Tirmizi, Talak vel Lian 1 Hn: 1175 ve diğerleri.

سَأَلْتُ ابْنَ عُمَرَ، عَنْ رَجُلٍ طَلَّقَ امْرَأَتَهُ وَهِيَ حَائِضٌ، فَقَالَ: هَلْ تَعْرِفُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، فَإِنَّهُ طَلَّقَ امْرَأَتَهُ وَهِيَ حَائِضٌ، فَسَأَلَ عُمَرُ، النَّبِيَّ : " فَأَمَرَهُ أَنْ يُرَاجِعَهَا "، قَالَ: قُلْتُ فَيُعْتَدُّ بِتِلْكَ التَّطْلِيقَةِ، قَالَ: فَمَهْ أَرَأَيْتَ إِنْ عَجَزَ وَاسْتَحْمَقَ

Hadis Sayfası
Salim rahimullah’in babası (İbn Ömer r.a)ından: İbn Ömer karısını hayızlı iken boşamıştı. Ömer r.a. durumu Nebi (s.a.v.)’e sordu da o da şöyle buyurdu:

“Emret ona karısına dönsün temizlenince veya hamile iken boşasın.” Tirmizi der ki: Rasülullah (s.a.v.)’in ashabından ve sonraki dönemlerden ilim adamları uygulamalarını bu hadisle yaparlar ve şöyle derler: “Sünnet olan boşama şekli kadının temizliği anında ve cinsi münasebet olmaksızın yapılan boşamadır.” Bazı ilim adamları ise: “Kadını temiz iken üç talakla boşarsa bu da sünnete uygun sayılır.” Şafii ve Ahmed böyle düşünürler. Kimi ilim adamları da şöyle derler: Üç talakı birden vermek sünnete uygun değildir, her temizlik süresince tek tek verilmelidir. Sufyan es Sevri ve İshak ta böyle derler. Hamile kadının boşanması konusunda ilim adamları “Dilediği zaman boşayabilir” derler. Şafii, Ahmed ve İshak bunlardandır. Bazı ilim adamları ise “Her ayda bir talak vermek suretiyle boşayabilir” derler.

Buhari, Talak: 1; Müslim, Talak: 1; Tirmizi, Talak vel Lian 1 Hn: 1176 ve diğerleri.ž Tirmizi: Yunus b. Cübeyr’in, İbn Ömer’den rivâyet ettiği hadis hasen sahihtir. Sâlim’in, İbn Ömer’den rivâyeti de hasen sahihtir. Bu hadis İbn Ömer vasıtasıyla değişik şekillerde de rivâyet edilmiştir.

مُرْهُ فَلْيُرَاجِعْهَا ثُمَّ لِيُطَلِّقْهَا طَاهِرًا أَوْ حَامِلًا

Hadis Sayfası
Rükane b. Abd Yezid r.a'dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi:

Nebi (s.a.v.)’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasulü karımı kesinlikle boşadım” dedim. Rasulullah (s.a.v.) kesinlikle demekle neyi kastettin? Buyudular. Ben de: “Tek bir talakı” dedim. “Vallahi der misin?” buyurdu. Ben de: “Vallahi” dedim. Bunun üzerine: “Niyetin ne ise o gerçekleşmiştir” buyurdular. Tirmizi der ki: İkrime ve İbn Abbas (r.a.)’den: “Rükane karısını üç talakla boşamıştır” diye rivayet edilmiştir. Rasulullah (s.a.v.)’in ashabından ve daha sonraki dönem ilim adamları “Kesinlikle” denilerek yapılan nikah konusunda ayrı görüş ileri sürmüşlerdir. Ömer b. Hattab’ın elbette (kesinlikle) sözcüğüyle verilen talakı bir talak olarak kabul ettiği rivayet edildi. Ali b. ebi Talib’in ise üç talak kabul ettiği rivayet ediliyor. Bazı ilim adamları ise bu konu kişinin niyetine bağlıdır. Tek’e niyet etmişse tek üçe niyet etmişse üç sayılır. İki talak’a niyet etmişse tek talak sayılır. Sevri ve Küfeliler bu görüştedirler. Malik b. Enes: “Elbette” (Kesinlikle) denilerek verilen talakta eğer o kimse o kadınla cinsel ilişki yapmışsa o talak üç talak sayılır, diyor. Şafii ise: Bir’e niyet etmişse bir olup dönme hakkı vardır. İkiye niyet etmişse iki, üç’e niyet etmişse üç sayılır, demektedir.

Tirmizi, Talak vel Lian 2 Hn: 1177; İbn Mâce, Talak: 19; Ebû davud, Talak: 14 ve diğerleri. ž Tirmizi: Bu hadis sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Muhammed’e bu hadis hakkında sordum dedi ki: Bu hadiste ızdırap vardır yani pek sağlam değildir.

أَتَيْتُ النَّبِيَّ فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنِّي طَلَّقْتُ امْرَأَتِيَ الْبَتَّةَ، فَقَالَ: " مَا أَرَدْتَ بِهَا؟ " قُلْتُ: وَاحِدَةً، قَالَ: " وَاللَّهِ؟ " قُلْتُ: وَاللَّهِ، قَالَ: " فَهُوَ مَا أَرَدْتَ

Hadis Sayfası
Hammad b. Zeyd rahimullah'dan rivayet edildiğine göre dedi ki:

Eyyub (Sahtiyani)’e “başına buyruksun” sözü hakkında Hasan’dan başka bu sözün üç talak olduğunu söyleyen birisini biliyor musun? Dedim. Hayır yalnız Hasan’ı biliyorum dedi ve sonra: Allah’ım bağışla beni meğer Katade de Semure oğulları azatlısı Kesir’den, Ebu Seleme’den, Ebu Hüreyre’den bu söz hakkında “Üç talaktır” dediğini bana aktarmıştır diye konuştu. Ebu Eyyub şöyle der: Sonradan Semura oğullarının azatlısı Kesir ile karşılaştığımda bu hadis hakkında sordum, fakat bilemedi. Bundan sonra Katade’ye sordum “O unutmuştur” dedi. Tirmizi der ki: İlim adamları: “işin elindedir (başına buyruksun)” sözünde değişik görüşler ortaya koydular Peygamber (s.a.v.)’in ashabından ve başkalarından bazı ilim adamları Ömer b. Hattab ve Abdullah b. Mes’ud; “O bir talak yerine geçer” dediler. Tabiin ve sonraki dönemlerden pek çok ilim adamı bu görüştedir. Osman b. Affan ve Zeyd b. Sabit “Hüküm kadının verdiği şekilde gerçekleşir” demektedir. İbn Ömer diyor ki: إِذَا جَعَلَ أَمْرَهَا بِيَدِهَا وَطَلَّقَتْ نَفْسَهَا ثَلَاثًا، وَأَنْكَرَ الزَّوْجُ Erkek boşama işini kadına verdiğinde kadında kendisi üç talakla boşadığında erkek bunu kabul etmeyip ben bu işi sadece bir talak olarak vermiştim derse kocaya yemin teklif edilir. Yemin ederse durum kocanın yeminine göredir. Sufyan es Sevri ve Küfeliler, Ömer ve Abdullah b. Mes’ud’un görüşüne uydular. Malik b. Enes ise hüküm kadının verdiği hükümdür, dediler. Ahmed’de aynı şekilde düşünmektedir. İshak ise İbn Ömer’in görüşündedir.

Tirmizi, Talak vel Lian 3 Hn: 1178; Ebu Davud, Talak: 12; Nesai, Talak: 11 Hn: 3357 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis garibtir. bu hadisi sadece Süleyman b. Harb’ın, Hammad b. Zeyd’den yaptığı rivâyetiyle bilmekteyiz. Bu hadisi Muhammed’e sordum şöyle dedi. Süleyman b. Harb, Hammad b. Zeyd’den bu şekilde bize aktardı ne varki Ebû Hüreyre’nin kendi sözü olarak (mevkuf) rivâyet edilmiştir. Ebû Hüreyre’nin rivâyeti merfu olarak bilinmemektedir. Ali b. Nasr; hafız olup hadisçidir. Ebu Abdurrahman (Nesai) diyor ki: Bu Ebu Hureyre hadisi münkerdir.

قُلْتُ لِأَيُّوبَ: هَلْ عَلِمْتَ أَنَّ أَحَدًا قَالَ: فِي أَمْرُكِ بِيَدِكِ إِنَّهَا ثَلَاثٌ، إِلَّا الْحَسَنَ، فَقَالَ: لَا إِلَّا الْحَسَنَ، ثُمَّ قَالَ: اللَّهُمَّ غَفْرًا إِلَّا مَا حَدَّثَنِي قَتَادَةُ، عَنْ كَثِيرٍ مَوْلَى بَنِي سَمُرَةَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ قَالَ: ثَلَاثٌ، قَالَ أَيُّوبُ: فَلَقِيتُ كَثِيرًا مَوْلَى بَنِي سَمُرَةَ، فَسَأَلْتُهُ فَلَمْ يَعْرِفْهُ، فَرَجَعْتُ إِلَى قَتَادَةَ فَأَخْبَرْتُهُ، فَقَالَ: نَسِيَ

Hadis Sayfası
Aişe r.a. dedi ki:

“Rasulullah (s.a.v.) bizi muhayyer bıraktı bizde onu seçtik. Böyle yapmayı Rasulullah (s.a.v.) talak saymadı.” Tirmizi der ki: İlim adamları “Muhayyerlik” konusunda değişik görüşler ortaya koymuşlardır. Ömer ve Abdullah b. Mesud’tan rivayete göre, şöyle demişlerdir: “Kadın kendi kendini boşamak isterse bir talak gerçekleşmiş olur. Koca dönme hakkına sahiptir. Eğer kadın kocasını tercih ederse bir şey gerekmez.” Ali’den de şöyle dediği rivayet edilmiştir. kadın kendisini tercih ederse bir talak gerçekleşmiş olur. Kocasını tercih ederse bir talak gerçekleşir, kocası dönme hakkına sahiptir. Zeyd b. Sabit ise şöyle diyor: Kocasını tercih ederse bir talak gerçekleşir kendisini tercih ederse üç talak gerçekleşmiş olur. Rasulullah (s.a.v.)’in ashabından ve sonraki dönemlerden pek çok ilim adamı ve fıkhçılarının çoğu bu konuda Ömer r.a. ve Abdullah b. Mes’ud’un görüşüne uymuşlardır. Sevri ve Küfeliler bunlardan olup Ahmed b. Hanbel ise Ali’nin görüşüne uymaktadır.

Buhari, Talak: 4; Müslim, Talak: 4; Tirmizi, Talak vel Lian 4 Hn: 1179 ve diğerleri.ž Muhammed b. Beşşâr, Abdurrahman b. Mehdî vasıtasıyla Sûfyân’dan, A’meş’den, Ebûs Suha’dan, Mesrûk’tan, Aişe’den benzeri şekilde rivâyet etmişlerdir. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

خَيَّرَنَا رَسُولُ اللَّهِ فَاخْتَرْنَاهُ أَفَكَانَ طَلَاقًا؟

Hadis Sayfası
Fatıma binti Kays r.a. dedi ki:

Rasulullah (s.a.v.) zamanında kocam beni üç talakla boşadı. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sana mesken ve nafaka yoktur.” žTirmizi: Muğire diyor ki: Bu hadisi İbrahim’e bahsettim de Ömer’in bu hadis hakkında şöyle söylediğini aktardı: “Bir kadının sözü ile Allah’ın kitabını ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetini terk edecek değiliz. Bilmiyoruz, doğrusunu hafızasında tuttu mu? Yoksa unuttu mu?” Ömer üç talakla boşanmış kadına mesken ve nafaka hakkı tanırdı. Ahmed b. Meni’, Hüşeym yoluyla Husayn, İsmail, Mucalid bize aktarmışlardır. Hüşeym diyor ki: Davud’ta aynı şekilde Şa’bi’den aktararak şöyle demiştir: “Fatıma binti Kays’ın yanına girerek kendisi hakkında Rasulullah (s.a.v.)’in verdiği hükmü sordum” şöyle dedi: Kocasının kendisini Elbette (kesinlikle) boşadığını, kocasına karşı mesken ve nafaka davası açtığını, Peygamber (s.a.v.)’in de kendisine mesken ve nafaka hakkı vermediğini söyledi. Davud’un rivayetinde ise şöyledir: “İbn Ümmü Mektum’un evinde iddetimi beklememi bana emretti” dedi. Bazı ilim adamları uygulamalarını bu hadisle yaparlar ve Hasan el Basri, Âta b. ebi Rebah ve Şabi bunlardandır. Ahmed ve İshak’ta aynı görüşte olup şöyle derler: “Kocası dönme hakkına sahip olacak şekilde boşamamışsa boşanan kadına mesken ve nafaka hakkı yoktur” Rasulullah (s.a.v.)’in ashabından bazı ilim adamları ise Ömer ve Abdullah b. Mesud şöyle derler: “Üç talakla boşanan kadına mesken ve nafaka vardır.” Sufyan es Sevri ve Küfeliler bu kanaattedirler. Bazı ilim adamları ise: “Mesken var nafaka yoktur” derler. Malik b. Enes, Leys b. Sa’d, Şafii bu görüştedir. Şafii diyor ki: Allah’ın kitabına dayanarak kadına mesken hakkı tanımış olmaktayız. Allah, 65 Talak suresi 1. ayetinde (…Onları evlerinden çıkarmayın kendileri de çıkmasınlar ve açıkça hayasız davranışlarda bulunmadıkça onlar o evden ayrılmak zorunda bırakılmasın…) Ayette geçen açıkça hayasız davranışlar’ın uzun dilli olmak, kocanın akrabalarını dille rahatsız etmek anlamına geldiğini söylemişlerdir. Peygamber (s.a.v.)’in Kays’ın kızı Fatıma’ya mesken hakkı tanımamasının sebebi; akrabalarını diliyle rahatsız etmesinden dolayıdır. Şafii: Kays’ın kızı Fatıma hadisine dayanarak: “Üç talakla boşanan kadına nafaka yoktur” demektedirler.

Müslim, Talak: 6; Ebu Davud, Talak: 37; Tirmizi, Talak vel Lian 5 Hn: 1180 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

طَلَّقَنِي زَوْجِي ثَلَاثًا، عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ : " لَا سُكْنَى لَكِ، وَلَا نَفَقَةَ

Hadis Sayfası
Abdullah b. Amr r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Adem oğlunun elinde bulunmayan bir şeyi nezretme (adak), yine elinde olmayan bir köleyi hürriyetine kavuşturmak (azad) ve nikahlısı olmadığı bir kadını boşama hakkı yoktur.” Tirmizi der ki: Bu konuda rivayet edilen en güzel hadis budur. Rasulullah (s.a.v.)’in ashabından ve başkalarından pek çok ilim adamının görüşü bu hadise göredir. Aynı şekilde Ali b. ebi Talib, İbn Abbas, Cabir b. Abdullah, Said b. Müseyyeb, Hasen, Said b. Cübeyr, Ali b. Husayn, Şüreyh, Cabir b. Zeyd ve tabiin döneminden pek çok fukahadan da aynı şekilde rivayet edilmiştir. Şafii de aynı görüştedir. İbn Mesud’tan rivayet edildiğine göre ülke veya ırkı bildirerek boşanan kadının boşanmış olacağını söylemiştir. İbrahim Nehai, Şabi ve başka ilim adamlarından rivayet edildiğine göre, şöyle demişlerdir: Boşayan kimse bir müddet belirterek boşarsa o müddet dolunca kadın boşanmış olur. Sufyan es Sevri ve Malik b. Enes aynı kanaatte olup; “Bir kimse bir kadını ismiyle belirtir veya bir zaman tayin eder veya filan bölgeden evlenirsem diyerek şart koşarsa ve oradan da evlenirse kadın boşanmış olur” derler. İbn Mübarek bu konuda daha şiddetli davranarak; “Şarta bağlayarak yapacağı işleri yaparsa, o kadın ona haram olur diyemem” demektedir. Ahmed der ki: Eğer o erkek o şart koştuğu kadınla evlenirse önceki karısından ayrılmasını emretmem.” İshak der ki: İbn Mesud’un hadisinden dolayı ülke veya ırkı belirtilerek boşamayı caiz kabul ederim ama onunla evlenirse önceki kadın kendisine haram olur diyemem. İshak ülke veya ırkı belirtilerek boşama dışında kolaylık tanımıştır. Abdullah b. Mübarek’den anlatıldığına göre, kendisine şöyle soruldu: Evlenmeyeceğim evlenirsem bu kadın boş olsun diye yemin eden sonra da evlenme arzusu ortaya çıkan bir kimse için fıkıhçıların verdiği ruhsat (izin) den istifade etme imkanı var mıdır? İbn’ül Mübarek dedi ki: Böyle bir durum başına gelmezden önce fıkıhçıların bu görüşünü doğru ve gerçek olarak kabul ediyorsa; uygulamalarını onların sözleriyle yapabilir. Ama önceden böyle bir görüşten razı olmaz, hoşlanmaz, başına böyle bir durum gelince onların sözleriyle uygulama yapmaya kalkışırsa bu yaptığı işi ben hoş kabul etmem.

Tirmizi, Talak vel Lian 6 Hn: 1181; Ebu Davud, Talak: 7; İbn Mâce, Talak: 17 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda Ali, Muaz b. Cebel, Cabir, İbn Abbas ve Aişe’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Abdullah b. Amr hadisi hasen sahihtir.

لَا نَذْرَ لِابْنِ آدَمَ فِيمَا لَا يَمْلِكُ، وَلَا عِتْقَ لَهُ فِيمَا لَا يَمْلِكُ، وَلَا طَلَاقَ لَهُ فِيمَا لَا يَمْلِكُ

Hadis Sayfası
Aişe r.a'dan rivayet edildiğine göre Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Cariyenin talakı ikidir iddet bekleme süresi de iki hayz süresi kadardır.” Tirmizi der ki: Rasülullah (s.a.v.)’in ashabından ve başkalarından ilim adamlarının uygulaması bu hadise göredir.

Tirmizi, Talak vel Lian 7 Hn: 1182; İbn Mace, Talak: 30 ve diğerleri.ž Muhammed b. Yahya dedi ki: Ebu Âsım aynı hadisi Muzahir yoluyla bize bildirmiştir. Tirmizi: Bu konuda Abdullah b. Ömer’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Aişe hadisi garibtir. Bu hadisi merfu olarak sadece Muzahir b. Eslem’in rivâyetiyle biliyoruz. Bu hadisin dışında Muzahir’in başka rivâyet ettiği hadis bilmiyoruz. Sûfyân es Sevrî, Şâfii, Ahmed ve İshâk bunlardandır.

طَلَاقُ الْأَمَةِ تَطْلِيقَتَانِ وَعِدَّتُهَا حَيْضَتَانِ

Hadis Sayfası
Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Konuşmadıkça ve uygulamaya koymadıkça ümmetimin içinden geçirdiği kötü duygu ve düşüncelerine günah yazmaktan Allah vazgeçmiştir.” Tirmizi der ki: İlim adamlarının uygulaması bu hadise göredir. Bir kimse içinden boşamayı geçirir fakat bunu diliyle söylemezse hiçbirşey gerekmez.

Tirmizi, Talak vel Lian 8 Hn: 1183; İbn Mace, Talak: 14 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

تَجَاوَزَ اللَّهُ لِأُمَّتِي مَا حَدَّثَتْ بِهِ أَنْفُسَهَا، مَا لَمْ تَكَلَّمْ بِهِ، أَوْ تَعْمَلْ بِهِ

Hadis Sayfası
Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Üç şey vardır ki ciddisi de ciddi şakası da ciddidir; Nikah, Talak ve Ricat (kocanın karısına dönmesi)” Tirmizi der ki: Rasülullah (s.a.v.)’in ashabından ve daha başkalarından ilim adamlarının uygulaması bu hadise göredir.

Tirmizi, Talak vel Lian 9 Hn: 1184; Ebu Davud, Talak: 9; İbn Mace, Talak: 13 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen garibtir. Tirmîzî: Abdurrahman b. Edrek, Habib b. Edrek’in oğlu olup Medînelidir. İbn Mâhek ise bana göre Yusuf b. Mâhek’tir.

ثَلَاثٌ جِدُّهُنَّ جِدٌّ، وَهَزْلُهُنَّ جِدٌّ النِّكَاحُ، وَالطَّلَاقُ، وَالرَّجْعَةُ

Hadis Sayfası
Rübeyyi binti Muavviz b. Afra r.a'dan:

“O, Rasülullah (s.a.v.) zamanında hulu’ olmuştu. (Bir bedel karşılığında boşanmıştı) Peygamber (s.a.v.) ona bir hayızlık süre iddet beklemesini emretmişti veya kendisine böylece emredildi.” Tirmizi der ki: Rübeyyi'e Kendisine bir hayız süresi iddet beklemesi emredilmiştir.

Tirmizi, Talak vel Lian 10 Hn: 1185; Ebu Davud, Talak: 18; Nesai, Talak: 34 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu konuda İbn Abbas’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Rübeyyi’ hadisi sahihtir.

أَنَّهَا اخْتَلَعَتْ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ " فَأَمَرَهَا النَّبِيُّ أَوْ أُمِرَتْ أَنْ تَعْتَدَّ بِحَيْضَةٍ

Hadis Sayfası
Sevban (r.a.)’dan, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Herhangi bir kadın geçerli bir sebep olmaksızın kocasından boşanmak isterse Cennetin kokusu o kadına haramdır.”

Tirmizi, Talak vel Lian 11 Hn: 1187; Ebu Davud, Talak: 18; İbn Mace, Talak: 21 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasendir. Bu hadis aynı zamanda Eyyub, Ebu Kılabe, Ebu Esma ve Sevban’dan da rivâyet edilmiştir. Bir kısım hadisçiler Eyyub’tan bu senedle rivâyet etmişler olup merfu olarak rivâyet edilmemiştir.

أَيُّمَا امْرَأَةٍ سَأَلَتْ زَوْجَهَا طَلَاقًا مِنْ غَيْرِ بَأْسٍ فَحَرَامٌ عَلَيْهَا رَائِحَةُ الْجَنَّةِ

Hadis Sayfası
İbn Ömer r.a. dedi ki:

"Nikahlım olan sevdiğim bir kadın vardı. Babam o kadından hoşlanmazdı benim boşamamı emretti ben ise kabul etmedim. Durumu Peygamber (s.a.v.)’e aktarınca buyurdular ki: “Ey Ömer’in oğlu Abdullah karını boşa.”

Tirmizi, Talak vel Lian 13 Hn: 1189; Ebu Davud, Edep: 120; İbn Mace, Talak: 36 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadisi sadece İbn ebî Zi’bin rivâyetiyle bilmekteyiz.

كَانَتْ تَحْتِي امْرَأَةٌ أُحِبُّهَا، وَكَانَ أَبِي يَكْرَهُهَا، فَأَمَرَنِي أَبِي أَنْ أُطَلِّقَهَا، فَأَبَيْتُ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ فَقَالَ: يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، طَلِّقْ امْرَأَتَكَ

Hadis Sayfası